1 Şubat 2011 Salı

Radistanbul Görüntüleme

Kartınızı Oluşturun

Meme iltihabı nedir?

Meme iltihabı nedir?

Tıkanmış süt kanallarının yada mikroorganizmaların neden olduğu bir hastalıktır. Belki de anneler için en rahatsız edici durumdur meme iltihabı. Ateş, halsizlik, yorgunluk, memede ağrı ve kızarıklık gibi belirtileri vardır.

Meme iltihabının nedenleri nelerdir?

Mastit bebeğini emziren-emzirmeyen her 20 anneden birinde görülür. Enfeksiyon, genellikle meme başında bulunan çatlaklardan süt kanallarına doğru yayılır. Emzirmeyen annelerde göğüslerin şişmesi de mastite yol açabilir. Diğer nedenler arasında, emzirme yoluyla göğüslerin yeterince boşaltılamaması hastalıklara karşı azalan direnç sayılabilir. Nitekim yeni doğum yapmış annelerin çoğu aşırı bir yorgunluk ve stres altındadırlar ve yeterince beslenememektedirler.

Meme başlarının hassaslığı nedeniyle ilk doğum yapan annelerde mastit biraz daha sık görülür, ne var ki bu ikinci, üçüncü doğumlardan sonra görülmeyeceği anlamına gelmez.

Mastitin en sık görüldüğü dönem, doğumdan sonra 10-28. günler arasıdır.

Mastit olup olmadığınızı nasıl anlarsınız?

Genellikle soğuk algınlığı geçiriyor gibi hissedersiniz. Belirtiler arasında, bir yada iki göğüste kızarıklık, sertlik, sıcaklık, ağrı, ve enfeksiyon olan süt kanallarında şişlik sayılabilir. Ateş ve halsizlik, durumun daha ciddi olduğunu düşündürür.

Mastit, birden fazla sayıda olabilen bir durumdur, ama aynı anda iki göğüste birden gelişmez.

Bu durumda ne yapılmalı?

Hemen doktorunuzla görüşün. Muhtemelen antibiyotik tedavisine başlanacaktır. Bu durumda emziriyorsanız, kullandığınız ilaçların bebeğe zarar vermeyeceğini özellikle açıklığa kavuşturun. Antibiyotik etkisi başlar başlamaz, belirgin bir rahatlama hissedeceksiniz.

Mastit sırasında bebeğimi emzirebilir miyim?

Evet. Mastit sırasında emzirmek, çok acı verir. Ancak, gerek biran önce iyileşmek, gerekse süt kanallarınızın boşalarak yeni tıkanıklıklar olmaması ve sütünüzün kesilmemesi için emzirmeniz gerekir. Emzirmeden bir kaç dakika önce sıcak kompres, acı duymanızı bir ölçüde azaltır.

Eğer bebeğiniz emerek iltihaplı göğsünüzü tam boşaltamıyorsa, yada aşırı acı hissi nedeniyle emziremiyorsanız, göğsünüzü bir süt pompasıyla boşaltmanız gerekir. Sağdığınız sütü biberonla bebeğinize verebilirsiniz. Şunu hiç unutmayın, göğsünüzü boşaltmak için en iyi pompa, bizzat bebeğinizdir!

Hasta göğüsten emme sonucu bebeğim hastalanabilir mi?

Hayır! Zaten sizi hasta eden mikroplar, muhtemelen bebeğinizin ağzı yoluyla bulaşmıştır, ve kendi mikroplarının ona geri verilmesinin bir zararı yoktur.

Mastit kendiliğinden geçebilir mi?

Mastit kendi haline bırakılırsa ilerler, ve daha ciddi sonuçlar - komplikasyonlar - oluşur. En sık görüleni meme absesidir, yoğun antibiyotik tedavisi, belki de cerrahi yolla absenin boşaltılması gerekir. Bu durumda bebeğiniz sizi ememez.

Çoğu zaman olduğu gibi, mastit de erken teşhis edilirse, kolayca tedavisi olan bir durumdur.

MEMENİN MALİGN HASTALIKLARI

MEMENİN MALİGN HASTALIKLARI

Meme kanserleri kadınlarda görülen en sık kanserdir, kansere bağlı ölümlerin % 17’ si meme kanseri nedeniyle oluşmaktadır.

Herediter bazı sendromlar varlığında da meme kanseri görülme sıklığı artar . Bu sendromlardan bazıları şunlardır.

Herediter meme-over kanseri sendromu: Bu sendromlu tüm kişilerin mutant BRCA1 geninin taşıdığı kabul edilmekte ve 70 yıllık yaşam boyunca meme kanseri oluşma riski de % 85 olarak hesaplanmaktadır.

Bölgeye spesifik herediter meme kanseri: BRCA2 geniyle yakın ilşkili olan bu sendromda hastalık premenopozal dönemde erken yaşta ortaya çıkmakta ve billateral başlangıç göstermektedir. Bu kişilerde meme kanseri oluşma riski % 90 olarak hesaplanmıştır .

Li-Fraumeri sendromu: 1969 yılında tarif edilen otozomal dominant bu sendromda meme kanseri ile birlikte çeşitli maligniteler ailenin değişik bireylerinde ortay çıkmaktadır. Aile bireylerinde yumuşak doku sarkomları, beyin tümörleri, lösemi ve akciğer kanserleri, adrenal korteks tümörleri görülebildiği için SBLA sendromu olarak adlandırılan bu sendromda yumuşak doku sarkomu veya osteosarkoma tanılı çocukların annelerinde meme kanseri ortaya çıkmaktadır .

Cowden Sendromu: Otozomal dominant nadir bir sendrom olup, iskelet sistemi anomalileri, multipl mukokütanöz hamartomlar, gastrointestinal sistem tümörleri, tiroid tümörü ve memede fibrokistik değişiklikler birarada görülür. Bu sendroma sahip kadınların yaklaşık yarısında meme kanseri gelişmesi riski vardır, % 25 oranında da bilateral meme tümörü gelişebilir.

Muir Sendromu: Multiple cilt tümörleri ve gastrointestinal sistemin multipl selim ve habis tümörleri ile seyreden otozomal dominant geçişli nadir bir sendromdur. Bu sendromda kadınlarda özellikle menapoz sonrası dönemde olmak üzere meme kanseri oluşma riski oldukça yüksektir .

Kadınlarda meme kanseri gelişim riskini artıran faktörler vardır. Meme kanseri erkekler göre kadınlarda yüz kat daha fazla izlenir.

Yaş; yirmi yaşın altında ise meme kanseri oldukça nadirdir. 20 yaş sonrasında insidans giderek yükselir ve 45-55 yaşlar arasında plato yapar. 55 yaşından sonra insidansta hızla yükselme izlenmektedir .

Yaşlara göre kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı şöyledir:
25 yaşında...........................................19.608 kadından birinde
30 yaşında.............................................2.525
35 yaşında................................................622
40 yaşında................................................217
45 yaşında..................................................93
50 yaşında..................................................50
55 yaşında..................................................33
60 yaşında..................................................24
65 yaşında..................................................17
70 yaşında..................................................14
75 yaşında..................................................11
80 yaşında..................................................10
85 yaşında.............................…....................9
86 yaş ve üzeri yaşlarda.........................8 kadından birinde meme kanseri gelişecektir (National Cancer Institude, Surveillance, Epidemiyology, and Results Program & American Cancer Society, 1993).

Soygeçmişinde (aile hikayesinde) özellikle anne veya kızkardeşlerinde meme kanseri olan kadınlarda risk daha fazladır. Bunlarda hastalık ortalama 10-12 yıl daha erken çıkar. Meme kanseri olan hastalarda karşı memede kanser geliştirme riski de belirgin şekilde artmıştır. Meme kanserli ailelerde bilateral meme kanseri vakaları insidansı da artmıştır. Özellikle ailede bilateral meme kanser görülmesi genç yaşta meme kanserine yakalanma riskini artırmaktadır. Önceden yapılan meme biyopsilerinde sellüler atipi, atipik duktal hiperplazi, lobüler neoplazi, juvenil papillomatozis görülen kadınlarda meme kanseri riski artmıştır . Kan grubu 0 olanlarda benign meme hastalıkları, over kistleri ve genç yaşlarda meme kanseri gözlenmiştir.

Bir çok çalışma geciken menarşın meme kanseri riskini 1/3-1/2 oranında azalttığını göstermiştir. 12 yaşından önce menarş ise insidansı 2 kat artırmaktadır. Erken menarş meme kanseri gelişiminde bir risk faktörüdür Hiç doğum yapmamış kadınlarda insidansta artış gözlenmiştir. İlk gebeliği 30 yaşından sonra olan kadınlarda meme kanserine yakalanma riski, 18 yaşından sonra ilk gebeliği olanlardan daha yüksektir. Geç menapoza giren kadınlarda da insidans artmış olarak izlenir Yüksek östrojen ve progesteron hormon düzeylerinin meme kanseri riskini artırdığı gözlenmiştir . Postmenapozal dönemde yapılan düşük doz hormon replasman tedavisinde ciddi bir risk artışı izlenmemiştir. Ancak yüksek doz hormonun 10-15 yıl ve daha uzun süreli kullanımında meme kanseri riskini 2-3 kat artırdığı görülmüştür. Postmenapozal hormon replasman tedavisi (HRT) alan kadınların mammografilerinde kadınların % 25’inin mammografilerinde meme dansitesinde artış tesbit edilmiştir . Hormon replasman tedavisi % 36 vakada memelerde ağrıyı indükler, % 17-32 vakada mammografik değişiklikler izlenir.

Coğrafi bölgeler arasında da meme kanseri insidansı yönünden belirgin fark görülmüş olup; Hollanda’ da yüzbinde 24.19, A.B.D’ de yüzbinde 21.38 iken, Japon kadınlarda yüzbinde 3.76 olarak hesaplanmıştır. Çevresel faktörlerin etkin olduğu, Amerika’ ya göç eden Japon kadınlarda insidansın arttığı izlenmiştir. Pestisitlere maruz kalanlarda da meme kanseri riski artar . Diyetle yağ ve kolesterol alımı çok önemlidir. Kişi başına düşen yağ tüketimi ile meme kanseri arasında direkt korelasyon bulunmuştur. Bu ilişki postmenapozal kadınlarda, premenapozal kadınlara oranla daha şiddetlidir. Postmenapozal obesitede ve kronik alkol kullananlarda da risk artar.

Radyasyon meme kanserinde de risk faktörüdür. Atom bombasından sonra iyonizan radyasyona maruz kalanlar, postpartum mastit nedeniyle radyoterapi uygulanmış kişiler, tüberküloz nedeni ile floroskopi ile takip edilen hastalar ve radyasyona maruz kalan hayvan modellerinde meme kanseri riskinin arttığı gözlenmiştir
Son yıllarda yapılan genetik çalışmalar, özellikle premenapozal meme kanserinin etyolojisinde genetik faktörlerin ön plana çıktığını göstermiştir. Mutasyona uğramış BRCA1 ve BRCA2 genlerini taşıyanlarda meme kanseri riski belirgin artmıştır. Bu genler 17 ve 13. kromozomlar üzerinde yerleşmiştir ve genleri taşıyanlarda yaklaşık % 85 oranında meme kanseri görülür. Tüm meme kanserlerinin % 5 ’inde de BRCA1 ve BRCA2 genleri pozitif bulunmuştur 13. Kromozomda bulunan resesif Retinoblastoma geni bir tümör supressör gendir, bu kromozomda heterojenitenin kaybı premenapozal meme kanserine neden olmaktadır. Kolon kanserinde olduğu gibi 17. kromozomdaki P53 supressör geni de meme kanseri gelişmesinde önemli bir gendir, genin kaybı ile meme kanseri arasında ilişki olduğu gösterilmiştir. Yine erb-B-2 onkogeninin meme ve over kanseri prognozunu belirlemede önemli bilgiler verdiği gösterilmiştir .

Meme kanserlerinde majör risk faktörleri aile hikayesi, önceki hikayede meme kanseri olması, genetik olarak yatkınlık, BCRA1 ve BCAC2 genlerini taşıması, önceden geçirilen diğer benign meme hastalıklarıdır . Benign meme hastalıklarından, fibrokistik hastalık, solid veya papiller orta derecede hiperplaziler, fibrovasküler nüveli papilloma, atipik duktal veya lobüler hiperplaziler, neoplaziler (lobüler Karsinoma insitu) ile meme kanseri birlikteliği fazladır .

Minör risk faktörleri ise, erken menarş, geç menapoz, obesitesi olan postmenapozal kadınlar, alkol alımı, düşük doz radyasyon, diabetes mellitus. ileri yaş, ilk doğumunu geç yaşta yapan kadınlar, pestisitlere maruz kalma, uzun süreli oral kontraseptif ilaç alımı .

Meme kanserlerinin histopatolojisinin incelendiğinde; % 90’ının duktus epitelinden, % 10’unun lobül epitelinden köken aldığı görülür . Meme karsinomlarının klasik mammografik görünümü belirsiz ve düzensiz sınırlı bir kitledir. Lezyonun dansitesi meme parankiminden yüksek veya ona eşittir. Lezyonun kenarında ince lineer spiküler uzantılar bulunur. Mammografide spiküler uzantıları bulunan kitle infiltratif meme kanserinin tipik görüntüsüdür .

Meme kanserinin karakteristik ultrasonografik görünümü, düzensiz ve belirsiz konturlu, hipoekoik, heterojen iç eko yapısında, solid kitle şeklindedir . Lezyon posteriorunda % 40-60 oranında geniş bir akustik gölge izlenir. Tümör çevresinde invazyon veya desmoplastik reaksiyon bulgusu olan değişik kalınlıkta ekojen rim (halka) izlenebilir. Meduller ve kolloid tipteki karsinomlar düzgün veya lobüle konturlu, belirgin sınırlı lezyonlar şeklinde görülebilir. Bazen fibroadenomdan ayırt edilemeyecek düzeyde benign görünümlü olabilir. Tümörlerde US ile meme cildindeki kalınlaşma kolaylıkla değerlendirilebilir. Kalınlaşmış cilt daha ekojen görülür. Makrokalsifikasyonlar, posterior akustik gölgelenmesi bulunan ekojen foküsler olarak izlenir. Küme oluşturan mikrokalsifikasyonlar yüksek rezolüsyonlu ultrasonografi cihazlarında izlenebilir.

Memesinde ele gelen kitle olan kadınlarda malignensi tespit etme oranı (15.2/1000 muayene), memede ele gelen kitlesi olmayanlara göre (2.8/1000) daha yüksektir
Meme kanserleri sınıflandırılması klinik veya histopatolojik olarak yapılmaktadır .

Boyundaki derin ve yüzeyel fasyalar arasında yer alan tonsiler, submandibuler, submental, oksipital, yüzeyel ve derin juguler, nukkal, spinal aksesuar

Boyundaki derin ve yüzeyel fasyalar arasında yer alan tonsiler, submandibuler, submental, oksipital, yüzeyel ve derin juguler, nukkal, spinal aksesuar ve transvers servikal lenf bezlerinin enfeksiyonudur. Etkenler genellikle viruslar, S. aureus, grup A streptokok, diğer streptokoklar, anaerob bakteriler, Bartonella henseleae, atipik mikobakteriler ve Gram negatif basillerdir. Akut bilateral adenitler daha çok viruslara ve grup A streptokoka, akut tek taraflı adenitler S. aureus, grup A streptokok, anaerob bakteriler ve viruslara, subakut ve kronik adenitler ise atipik mikobakteriler, tüberküloz, toksoplazmozis ve kedi tırmığı hastalığı (Bartonella henseleae)’na bağlıdır. Nadiren M. tuberculosis, mantarlar, T. gondii, F. tularencis, Y. pestis, HIV ve C. diphtheriae da etken olarak karşımıza çıkabilir. Mikroorganizmalar genellikle üst solunum yolu, tonsiller ve dişlerden veya travma yolu ile, nadiren kan yolu ile lenf bezlerine gelir.

Klinik: Lenf bezi büyümesinin süresine ve tek veya iki taraflı olmasına bağlı olarak değişir. Sistemik semptomlar genellikle yok veya hafiftir. Birlikte etraf dokuda sellülit veya bakteriyemi varsa, yüksek ateş görülebilir. Özellikle streptokok adenitlerinde başlangıçta üst solunum yolu enfeksiyonu semptomları olabilir. Lenf bezi büyüklüğü 2-6 cm kadar olabilir, en sık submandibular (% 50-60) ve üst servikal bezler (% 25-30) etkilenir. Bez üzerindeki deri genellikle hiperemiktir ve lokal ısı artımı vardır. Vakaların yaklaşık ¼’ünde fluktuasyon alınır. Daha çok S. aureus ve mikobakteri enfeksiyonlarında süpürasyon olabilir. Lenf bezlerinin yoğun olarak bulunduğu diğer bölgeler (klavikula üstü, aksilla ve inguinal bölge) kontrol edilmeli, dalak ve karaciğer büyüklüğü araştırılmalıdır. Vücutta yaygın lenfadenopati ve hepatosplenomegali varsa, servikal lenfadenopati genellikle sistemik bir hastalığa (EBV, CMV gibi viral enfeksiyonlar, toksoplazmozis, tüberküloz, kollajen doku hastalıkları, lösemi…) cevap olarak gelişmiştir. Ağız boşluğu, farinks, burun, kulak, saçlı deri gibi lenf drenajı boyundan geçen bölgelerin muayenesi ile muhtemel primer kaynak ile ilgili bilgi elde edilir.

Komplikasyonlar: Abse formasyonu, sellülit, bakteriyemi, internal juguler ven trombozu, etkene bağlı komplikasyonlar (akut romatizmal ateş, glomerulonefrit, haşlanmış deri sendromu…)

Tanı: Hafif vakalarda klinik tanı yeterlidir. Ancak antibiyotik tedavisine cevap alınamazsa, iğne aspirasyonu veya insizyon ile örnek alınıp Gram, Wright ve Ziehl-Nielsen boyaları ile boyanıp incelenmeli, gerekirse sitolojik ve patolojik yönden değerlendirilmelidir. Ağır vakalarda tedaviye başlamadan örnek alınması uygun olur. Persistan, 8-12 haftada tanı konamamış adenitlerde ve neoplazi ile uyumlu bulgular varsa (alt servikal ve supraklavikular lenfadenopatiler, kilo kaybı, düşmeyen ateş, deriye ve derin dokulara yapışıklık)

Ayırıcı Tanı: Kabakulak, bakteriyel parotitis, diş abseleri, konjenital boyun kitleleri (tiroglossal kanal kisti, brankial yarık kisti, kistik higroma, epidermoid kist), boyun tümörleri (lenfoma, nörojenik tümörler, tiroid tümörleri, parotis tümörleri, Kawasaki hastalığı, ilaç reaksiyonları, kollajen doku hastalıkları, sarkoidoz, retiküloendotelyozlar, depo hastalıkları.

Tedavi: Lenf bezinin fazla büyümediği, hassasiyetinin az olduğu ve primer enfeksiyon odağının bulunmadığı hafif vakalarda antibiyotik tedavisine gerek yoktur, lenf bezi küçülmeye başlayıncaya kadar haftalık kontrollerle izlenmesi yeterlidir.

Büyüme devam ederse veya hasta başvurduğunda lenf bezi büyük (ancak 3 cm’den küçük), hassas, deri kızarık ve primer enfeksiyon odağı yoksa oral empirik antibiyotik tedavisi başlanıp, küçülme oluncaya kadar izlenir. Bu hastalarda antibiyotik olarak flucloxacillin, cephalexin, clindamycin veya amoxicillin/clavulanate kullanılabilir.

Lenf bezi 3 cm veya daha büyükse, inflame ise, birlikte sellülit varsa ve/veya sistemik semptom ve bulgular varsa, başlangıç antibiyotik tedavisine cevap vermemişse, hastanın hospitalize edilmesi ve insizyon veya dreya drenaj ile örnek alınıp incelenmesi uygun olur. Etken saptanamamışsa, veya sonuçları beklerken parenteral clindamycin, cefazolin + metronidazole, sulbactam/ampicillin veya vankomycin (veya teikoplanin) + metronidazole tedavilerinden biri başlanabilir.

Fibroadenom

Fibroadenom

Fibrokistik hastalıktan sonra en sık görülen meme hastalığıdır. Fibroadenomlar puberteden sonra ve genellikle 25-30 yaşından önce ortaya çıkan östrojene duyarlı yavaş büyüyen benign tümörlerdir. 30-35 yaşından küçük kadınlarda en sık rastlanılan meme kitleleridir. Olguların % 10-20 si multipl olup, bilateral olabilir. Gebelik ve laktasyon sırasında boyutları artarken, menapozdan sonra geriler .
Fibroadenomların histolojik olarak iki tipi vardır. Bağ dokusunun duktus lümenine doğru proliferasyon gösterdiği intrakanaliküler tip, stromal doku proliferasyonun duktus lümeni dışında kaldığı perikanaliküler tip.
Mammografilerde fibroadenomlar düzgün ve keskin konturludur. Küçük olduklarında (1-2 cm) yuvarlaktırlar ve kistlerden ayrılamazlar. Daha büyük boyutlu fibroadenomlar nodüler, oval veya lobüle konturludur , % 10-% 20 oranında birden fazladır. Fibroadenomlar dejenere olmaya başladıktan sonra stromal dokunun mukoid dejenerasyona ve hyalinizasyona gitmesi ile birlikte kaba kalsifikasyonlar görülür. Yumuşak doku komponenti kaybolunca geriye dejenere fibroadenomlar için tipik olan pop-corn tipi amorf ve kaba kalsifikasyonlar kalır .
Ultrasonografide fibroadenomlar düzgün ve keskin konturlu, izo veya hipoekojen görünümde, homojen yapıda ve oval kitlelerdir. Bazen posterior akustik şiddetlenme gösterirler. Fibröz komponenti fazla olan fibroadenomlar daha hiperekojen yapıdadırlar, posterior akustik gölgelenme izlenebilir. Kalsifikasyon içerdikleri takdirde heterojen eko patterni gösterirler .

3. Juvenil Fibroadenom

Puberteden hemen sonra görülen ve çok hızlı büyüyen dev fibroadenomlardır. Histolojik ve radyolojik özellikleri diğer fibroadenomlara benzer. Bazen dev boyutlara ulaşıp tüm memeyi kaplayabilirler, hızlı büyüme göstermelerine karşın malign potansiyel taşımazlar .

Fibrokistik Hastalık

Fibrokistik Hastalık

En sık görülen meme hastalığıdır . Kadınların büyük bir kısmında puberteden sonra gelişen parankimal bir değişikliktir. Klinik spektrumu oldukça geniştir. Asemptomatik olabilir, hasta ağrı, hassasiyet veya değişik boyutlarda memede ele gelen kitle şikayeti ile gelebilir.
Fibrokistik hastalıkta fibröz bağ dokusunda aşırı bir proliferasyon, duktus epitelinde ve lobüllerde hiperplazi gibi değişiklikler görülebilir. Bunlar ayrı ayrı veya hepsi bir arada bulunabilir. Fibrokistik hastalıktaki mammografi bulguları şu şekillerde görülür;
Kistlerin ön planda olduğu formlarda; kistler radyolojik olarak düzgün, yuvarlak, ovoid şekilli ve keskin konturludur. Multiloküle kistler ise lobüle konturludur. Çok sayıda küçük kist, epitelial ve fibröz proliferasyonla birlikte olduğu zaman mammografilerde nodüler bir pattern oluştururlar. Kistlerin duvarında yarımay biçiminde kalsifikasyonlar izlenebilir. Ultrasonografide basit kistler, keskin konturlu, tümüyle anekoik, ince duvarlı, internal eko veya septa içermeyen lezyonlardır (2,50). Meme kistleri kompresyonla şekil değişikliği gösterebilir. Kistlerde posterior akustik şiddetlenme izlenir. İçerisinde ekoların görülmesi komplike kist olduğunu düşündürür. Bu görünüm proteinöz materyale, enfeksiyona veya kanamaya bağlı olabilir. Kist içerisinde solid komponent olması intrakistik papillom, papiller karsinom veya hemorajik kisti düşündürür. Böyle lezyonlarda ince iğne aspirasyon biopsisi veya tru-cut biyopsi endikasyonu vardır .
Meme kistleri 35-50 yaş arasında perimenapozal dönemde oldukça sık görülen lezyonlardır. Meme kistleri meme lobüllerinden kaynaklanan içi sıvı dolu lezyonlardır. Fibrokistik hastalığın en sık komponenti olduğu gibi, soliter kistler de görülür.
Fibröz değişikliklerin ön planda olduğu şekillerde meme parankimi homojen ve yoğun görülür.
Epitelyal hiperplazinin belirgin olduğu şekillerde (terminal duktal hiperplazi ve lobüler hiperplazi) sklerozan adenozis denilen ileri aşamasında memede diffüz nodüler yoğunluk artışının eşlik etttiği dağınık küçük kalsifikasyonlar mevcuttur. Bu form daha az sıklıkta görülür. Çoğunlukla bilateral ve simetrik olmasına rağmen lokalize formuda vardır ve maligniteyi taklit edebilir .

BEBEK KİME BENZİYOR?

BEBEK KİME BENZİYOR?
Anne ve baba adayları, hatta dede, büyükanne, kardeş gibi tüm aile bireyleri bebeklerinin sağlık durumundan sonra, en fazla kime ve neye benzediğini merak ederler.
Bugüne kadar olan süreçte yapılan iki boyutlu ultrasonografi incelemeleri sırasında gebelik ultrasonografi incelemeleri sırasında bebeğe ait görüntülere bakılarak bir takım yorumlar ve benzetmeler yapılabiliyordu.
Ultrasonografinin kullanıma girmesinden sonra, görüntüleme ile uğraşan bilim adamlarının en büyük hayali olan, anne karnındaki bebeği gerçeğe yakın şekilde 3 boyutlu izlemek teknolojinin ilerlemesi ile artık mümkün oldu
3 Boyutlu görüntüye eklenen zaman boyutu ile birlikte elde edilen 4 boyutlu görüntüler sayesinde, anne karnındaki bebeğin kendisini ve hareketlerini eş zamanlı olarak izleyebilmekteyiz.
Ultrasonografi teknolojisindeki bu gelişme anne ve babanın, anne karnındaki bebekle duygusal bağın oluşmasına büyük katkıda bulunmaktadır.
Hamilelik sırasında birçok güçlüğe katlanan anne; bebeğin başını, yüzünü, ağız hareketlerini, kolunu, elini, bacaklarını, ayaklarını, el ve ayak hareketlerini gerçeğe yakın bir şekilde gördüğünde tüm yorgunluklarını unutmaktadır.

BEBEK KİME BENZİYOR?

BEBEK KİME BENZİYOR?
Anne ve baba adayları, hatta dede, büyükanne, kardeş gibi tüm aile bireyleri bebeklerinin sağlık durumundan sonra, en fazla kime ve neye benzediğini merak ederler.
Bugüne kadar olan süreçte yapılan iki boyutlu ultrasonografi incelemeleri sırasında gebelik ultrasonografi incelemeleri sırasında bebeğe ait görüntülere bakılarak bir takım yorumlar ve benzetmeler yapılabiliyordu.
Ultrasonografinin kullanıma girmesinden sonra, görüntüleme ile uğraşan bilim adamlarının en büyük hayali olan, anne karnındaki bebeği gerçeğe yakın şekilde 3 boyutlu izlemek teknolojinin ilerlemesi ile artık mümkün oldu
3 Boyutlu görüntüye eklenen zaman boyutu ile birlikte elde edilen 4 boyutlu görüntüler sayesinde, anne karnındaki bebeğin kendisini ve hareketlerini eş zamanlı olarak izleyebilmekteyiz.
Ultrasonografi teknolojisindeki bu gelişme anne ve babanın, anne karnındaki bebekle duygusal bağın oluşmasına büyük katkıda bulunmaktadır.
Hamilelik sırasında birçok güçlüğe katlanan anne; bebeğin başını, yüzünü, ağız hareketlerini, kolunu, elini, bacaklarını, ayaklarını, el ve ayak hareketlerini gerçeğe yakın bir şekilde gördüğünde tüm yorgunluklarını unutmaktadır.

10 Ocak 2011 Pazartesi

ULTRASONOGRAFİ VE RENKLİ DOPPLER

Ses dalgaları yardımı ile tıbbi görüntü ve bulgular elde edilmesi tekniğidir. Ultrasonografinin özelliği kolay ve hızlı uygulanabilir olması, radyasyon bulunmaması nedeni ile tekrar ve takipte sık uygulanabilme imkanı vermesi ve maliyetin daha düşük olmasıdır. Özellikle karın organlarının görüntülenmesinde, gebelik takibinde, tiroid, testis, meme gibi organlarda ilk tercih edilen ve takipte kullanılan tetkiklerdendir.

Renkli Doppler Ultrasonografi ise damarlardaki kanın ve akımın görüntülenmesi ile damar tıkanıklıklarını ve incelenilen bölgenen damar yapısı hakkında bilgi veren bir tekniktir.



Başlıca uygulamaları:



Karotis ve Vertebral Doppler Boyun USG (Beyne giden damarların incelenmesi).

Alt Ekstremite Arteriyel ve/veya Venöz Doppler USG

Bacak ve Kasık Atardamar ve Toplar Damarlarının İncelenmesi

Özellikle damar tıkanıklıkları ve varis, venöz yetmezlikler için kullanılmaktadır.

ULTRASONOGRAFİ VE RENKLİ DOPPLER

Ses dalgaları yardımı ile tıbbi görüntü ve bulgular elde edilmesi tekniğidir. Ultrasonografinin özelliği kolay ve hızlı uygulanabilir olması, radyasyon bulunmaması nedeni ile tekrar ve takipte sık uygulanabilme imkanı vermesi ve maliyetin daha düşük olmasıdır. Özellikle karın organlarının görüntülenmesinde, gebelik takibinde, tiroid, testis, meme gibi organlarda ilk tercih edilen ve takipte kullanılan tetkiklerdendir.

Renkli Doppler Ultrasonografi ise damarlardaki kanın ve akımın görüntülenmesi ile damar tıkanıklıklarını ve incelenilen bölgenen damar yapısı hakkında bilgi veren bir tekniktir.



Başlıca uygulamaları:



Karotis ve Vertebral Doppler Boyun USG (Beyne giden damarların incelenmesi).

Alt Ekstremite Arteriyel ve/veya Venöz Doppler USG

Bacak ve Kasık Atardamar ve Toplar Damarlarının İncelenmesi

Özellikle damar tıkanıklıkları ve varis, venöz yetmezlikler için kullanılmaktadır.
OSTEOPOROZ OSTEODANSİTOMETRİ 0-216-5218836 RADISTANBUL OSTEOPOROZ Kemik erimesi olarak da adlandırılan bu durum kemiklerin incelmesi, zayıflaması ve kırılması ile karakterize bir hastalıktır. Kemikler yapım ve yıkımın dengede olduğu doğal bir süreç yaşar. Kemik kitlesi menopozu takip eden ilk beş yıl içinde her yıl %3 oranında azalır. Takip eden yıllarda ise her yıl kemik kitlesi %1 oranında azalır. Kemiklerin ve dişleri daha sağlam olmasını sağlayan kalsiyum; kasların kasılmasında, kalbin fonksiyonlarında, sinirsel iletilerinin düzenlenmesinde ve kan pıhtılaşmasında görev alır. Menopoz sonrası dönemde östrojen eksikliğine bağlı olarak kemiklerden kalsiyum kaybı artar. Kemikler zayıflar ve küçük darbelerle kırılabilir, 60 yaşından sonra omurgada eğrilmeler ve sırt ağrısı yakınması artar, 70 yaşından sonra kalça kırığı görülme ihtimali artar.Bu sebepten menopoz dönemi öncesınde kemik yoğunluğunu ve kemik yoğunluğunda azalma olup olmadıgını anlamak ve tespıt etmek ıcın en az 1 kere kemık dansitometrısı cekılmelıdır.Bunu takip eden yıllarda ise yoğunluğa bağlı olarak her yıl 1 kere yada doktorunuzun belirlediği aralıklarla kemik dansitometrisi çektirmek gerekmektedir.Osteoporoz riskini arttıran faktörler nelerdir? Vücut yapısı önemlidir, küçük kemikli kadınlarda osteoporoz daha sık görülür. Şişman kadınlarda fazla vücut ağırlığına cevap olarak kemikler gelişir ve fazla miktarda olan yağ dokusunda östrojen üretimi fazla olur bu durum osteoporozu önler. Açık tenli olan, ailesinde osteoporoz problemi olan, diyabet, karaciğer, böbrek hastalığı ve tiroid bezi bozuklukları olan kadınlarda osteoporoz daha sık görülür. Kortizon, epilepsi ilaçları, antiasitler, diyüretikler kalsiyum emilimini engelleyerek osteoporoza neden olabilir. Fazla miktarda protein almak, sigara içmek ve alkol almak kemik erimesini arttırır.Osteoporozun bulguları nelerdir? Osteoporoz kronik sırt ağrısına, boy kısalmasına, akşamları bacak kramplarına, eklem ağrılarına, diş kaybına ve dişeti problemlerine yol açar. Osteoporozun önlenmesinde diyetin önemi nedir? Diyetle alınan kalsiyum osteoporozun önlenmesinde önemli rol oynar. Birçok kadın besinler ile günde 500mg kadar kalsiyum alabilir. Kalsiyum preparatları alarak günlük kalsiyum ihtiyacını (1000-1500mg) karşılamak gerekir. D vitamini kalsiyumun emilebilmesi için gereklidir.Yeterli miktarda güneş ışığı almayanlarda D vitamini eksikliği görülür, bir çok gıda D vitamini ile zenginleştirilmiştir. Kalsiyum emilimi için diyetinizin bir miktar yağ içermesi gerekir. Günlük kalori ihtiyacının %30'unu yağlardan karşılamanız önerilir.Günlük kalsiyum ihtiyacı ne kadardır? Yetişkin bir insan için günlük kalsiyum ihtiyacı 800 miligramdır. Menopoz öncesi bu ihtiyaç 1000 mg iken menopoz sonrası 1500 mg'a yükselir. Östrojen tedavisi alan kadınlarda günlük 1000 mg'da yeterli olabilir. Diyet ile alınamayan kalsiyum hazır tabletler veya bazı kalsiyum içeren tabletler ile takviye edilebilir. Kalsiyum tabletlerinin emilimi artacağından yemekle birlikte alınması tercih edilir.Menopoz sonrası oluşan osteoporozun en iyi tedavisi nedir? Hormon replasman tedavisinin yanında kalsiyumun emilimini sağlayan kalsitonin hormonu ve kalsiyum alınması ve uzun yürüyüşler menopoz sonrası osteoporozun en iyi tedavisidir.Osteoporozun önlenmesinde hormon replasman tedavisinin yeri nedir? Östrojen almasında sakınca olmayan kadınlarda östrojen ile yapılacak hormon replasman tedavisi osteoporoz riskini azaltır.Bir kadının annesinin zor bir menopoz dönemi geçirmiş olması (kemık erımesı de buna dahil),kendisinin de aynı sorunu yaşayacağını gösterir mi?Kalıtım menopozda büyük rol oynar. Bu nedenle aileden gelen rahatsızlıkların özellıkle bayan bıreylerde nesilden nesile aktarıldıgı dogrudur. Bununla birlikte sigara, yaşam tarzı, vücut yapısı ve stres gibi faktörlerde menopoza girme yaşını ve zorluğunu etkiler. OSTEODANSİTOMETRİ OSTEOPOROZ ÖLÇÜMÜ KEMİK ERİME TESTİ KEMİK MİNERAL DANSİTOMETRİ RADİSTANBUL ÜMRANİYE GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ 0-216-5218836 ÜMRANİYE



0-216-5218836 RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ İSTANBUL ÜMRANİYE TEL 0-216-5218836 ÇEKMEKÖY TEL 0-216-6423432 PENDİK GSM 0-530-5472565 İSTANBUL 0-216-5218836 MAMOGRAFİ MEME KANSERİ ERKEN TEŞHİS VE TANI MERKEZİ SONOMAMOGRAFİ KEMİK ERİME TESTİ OSTEODANSİTOMETRİ BMD ÖLÇÜMÜ ÇENE RÖNTGENİ DİJİTAL SON TEKNOLOJİ İLE PANORAMİK SEFALOMETRİK RÖNTGEN (CD-BASKI-MAİL) RENKLİ VARİKOSEL SKROTAL PENİL PENİS OBSTETRİK RENAL KAROTİS VERTEBRAL ÜST VE ALT EKSTREMİTE VARİS VENÖZ YETMEZLİK TEK VE ÇİFT TARAFLI RENKLİ ARTERYEL RENKLİ VENÖZ VE TÜM VARİS RENKLİ DOPPLER USG ULTRASONOGRAFİ OBSTETRİK AYRINTILI DETAYLI İKİNCİ DÜZEY VE DÖRT BOYUTLU USG CD DVD KAYDI RENKLİ BEBEK RESİMLERİ SERTLEŞME PROBLEMİ RENKLİ PENİL DOPPLER SERTLEŞME PROBLEMİ PENİL RENKLİ DOPPLER TÜM VÜCUT BEDEN TAM FULL CHECK-UP ÇEKAP CHECKUP KAVACIK ÜMRANİYE ÇEKMEKÖY ÇEKMEKÖY ÜMRANİYE ATAŞEHİR ATAŞEHİR KAVACIK ANADOLU YAKASI GÖRÜNTÜLEME KAVACIK GÖRÜNTÜLEME SULTANBEYLİ SANCAKTEPE ŞİLE AĞVA ÖMERLİ REŞADİYE ALEMDAĞ MADENLER ÇEKMEKÖY ÜMRANİYE MALTEPE ÜSKÜDAR KADIKÖY ÇAMLICA ATAŞEHİR KAVACIK BEYKOZ ATAŞEHİR KAVACIK BEYKOZ PAŞABAHÇE ÖĞÜMCE PAŞABAHÇE BEYKOZ ATAŞEHİR PENDİK KARTAL MALTEPE BAĞDAT CADDESİ ATAŞEHİR KAVACIK GÖRÜNTÜLEME ATAŞEHİR KAVACIK BEYKOZ ÜMRANİYE BAĞDAT CADDESİ SUADİYE ERENKÖY GÖZTEPE TÜM ÜNİVERSİTE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA DEVLET HASTANELERİ KADIN SAĞLIĞI MEME SAĞLIĞI KANSER ERKEN TEŞHİSİ VE ERKEN TANISI TÜM SAĞLIK OCAĞI AİLE HEKİMLİĞİ GÖRÜNTÜLEME HİZMETLERİ KAVACIK GÖZTEPE GÖZTEPE ERENKÖY KADIKÖY ÜSKÜDAR KAVACIK ATAŞEHİR BEYKOZ ÇEKMEKÖY ÜMRANİYE SARIGAZİ SANCAKTEPE ŞİLE AĞVA ATAŞEHİR SARIGAZİ SULTANBEYLİ ÇEKMKÖY ATAŞEHİR KAVACIK BEYKOZ RİVA AĞVA ŞİLE ÖMERLİ TAŞDELEN ALEMDAĞ ALEMDAR ÜMRANİYE DUDULU MODOKO İMES İKEA MEYDAN ÇAKMAK TEPEÜSTÜ KAVACIK ÇAVUŞBAŞI BEYKOZ ÜMRANİYE ÇEKMEKÖY KAVACIK KAVACIK ŞİLE ACARKENT BEYKOZ ATAŞEHİR AĞVA PAŞABAHÇE


http://www.goruntulememerkezi.com/
http://www.radistanbul.com/
http://www.ikinciduzey.com
http://radistanbul.blogspot.com
http://www.cekmekoygoruntulememerkezi.com/
http://www.umraniyegoruntulememerkezi.com/
http://www.pendikgoruntulememerkezi.com/






Kemik erimesi (osteoporoz)

İstatistiki verilere göre kemik erimesi (osteoporoz) yaklaşık %75 oranında kadınlarda ve ileri yaşlarda görülmekle beraber, 30’lardan itibaren kontrol edilmesi gerekir. Çünkü bu yaşlara kadar gelişimini tamamlayan kemik dokusu bazı nedenlerden ötürü yoğunluğunu kaybetmeye başlar.
Kemik erimesi, büyük oranda aile geçmişiyle ilgili kalıtsal olsa da başta, yanlış beslenme, sigara alışkanlığı, şeker hastalığı, uzun süreli ilaç kullanan, yeterli egzersiz alışkanlığı olmayan, menopoza erken girmiş ya da menopoz sonrasındaki kadınların risk grubunda olduğu bilinmektedir.







Radistanbul Görüntüleme Merkezi Ümraniye son durakta 4 yıldır hizmet vermektedir. Bünyemizde ultrason, renkli doppler, mamografi, kemik yoğunluğu ölçümü, panoramik diş röntgeni ve sefalometrik röntgen cihazları bulunmaktadır.
Kurumumuzda yapılan tetkikler;
• Tüm batın, üriner sistem, pelvik, troid ultrasonlarına ek olarak gebelerde 2. Düzey ayrıntılı ultrason, gebelik ultrasonu, 4 boyutlu ultrason çekimleri.
• Ekstremitelerde arteryel ve venöz renkli doppler, karotis vertebral arterler renkli doppler, renal arter doppleri, penil ve gebelik renkli doppleri de dahil olmak üzere tüm doppler uygulamaları,
• Ağız ve diş sağlığında en ileri görüntüleme teknikleri kullanılarak dijital panoramik diş röntgeni, temporomandibular ve sinüs grafileri ve sefalometrik röntgen çekimleri.
• Mamografi çekimleri.
• Kemik Yoğunluğu Ölçümü.
KEMİK MİNERAL DANSİTOMETRİ (OSTEODANSİTOMETRİ)
Kemik mineral dansitometrisi (osteodansitometri) kemik yoğunluğunun ölçülmesidir. Yani kemiğin kırılganlık riskini belirleyen bir ölçüm yöntemidir.
OSTEOPENİ; aynı yaş , cins ve ırktaki bireyler için normal değerlere oranla kemik kitlesindeki azalmayı ifade eden klinik bir tanıdır. OSTEOPOROZ; mevcut kemik kütlesinin, mineral içeriğinin azalması ve zayıflaması sonucu süngerimsi hal alması ve kolayca kırılabilir bir duruma gelmesidir. Sonucunda da başta sırt bölgesi olmak üzere vücutta dinmeyen ağrılar, boy kısalığı ve kırıkların oluşumlarını görmekteyiz.Osteoporoz kemik erimesidir...Osteoporoz, kemik dokusunun giderek artan kaybıyla kemiklerin kolay kırılabilir hale gelmesine yol açan bir hastalıktır.Osteoporoz sadece yaşlı veya kadın hastalığı değildir. Bu "Sessiz hastalığın" yaşı ve cinsiyeti yoktur.Osteoporoz, son yıllarda giderek daha fazla dikkat çekmeye başlayan, kadınları 30 'lu yaşlarda bile etkilemeyi başarabilen ve yakalanma riski, güğüs, rahim ve yumurtalık kanseri risklerinin toplamından daha fazla olan, kadınların menapoz, erkeklerin de 55 yaş sonrası yakalanmaktan kurtulamayacağı mecburi bir hastalıktır.Kalça kırığı geçiren her 5 kişiden biri, 1 yıl içinde ölmektedir. Yaşama şansı yakalayanların ise neredeyse tamamı yatağa bağımlı kalmaktadır.Ancak erken tanı, ilaç kullanımı ve yaşam şartlarının düzeltilmesi ile durdurulabilmesi mümkündür. Erken tanı için kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmalısınız. Artık günümüzde %1 oranındaki kemik kayıpları bile teknoloji sayesinde kolayca ve çok kısa sürede teşhis edilebilmektedir.Sağlam kemik oluşumu için büyüme çağında yeterli miktardakalsiyum ve D vitamini alınmalı,düzenli spor yapılmalı ve güneş ışığından yeterince faydalanılmalıdır.
Riskli gruplar;
-Menapoza girenler
- İkiden fazla doğum yapanlar
- Sigara ve alkol kullananlar
- Ailesinde osteoporoz olanlar
- Şeker hastası olanlar
- Kafeinli içecekleri çok tüketenler
- Düzenli spor yapmayanlar
- 45 yaş üzerinde olanlar
- Bazı ilaçları sürekli kullananlar
- Açık tenliler
- Dengesiz beslenenler
- Hormon problemi olanlar
- Böbrek dializine girenler.
MAMMOGRAFİ
Mammografi düşük dozda X ışını aracılığı ile meme dokusunun görüntülenmesidir. Her memeye 2 adet olmak üzere toplamda 4 film çekilir.
Hiçbir şikayeti olmasa da tüm kadınların;
• 35-40 yaş arasında baz oluşturacak bir mammografi çektirmesi,
• 40 yaşından sonra 2 yılda bir,
• 50 yaşından sonra her yıl meme kanseri taraması yaptırması gerekmektedir.
Çünkü meme kanserinin en erken bulgusu olan küçük küme mikrokalsifikasyon spiküle kitle ve kireçlenme odaklarını gösterebilen tek yöntem mammografidir. Meme kanserinin büyüyüp ele gelecek kadar kitle oluşturması ise bu aşamadan yıllar sonraya tekabül eder.
Tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserinin de tedavisindeki başarı erken teşhis ve erken tedavi ile mümkündür.
Mammografi çekim işlemine gelirken beraberinde eski filmlerinde getirilmesi ve her seferinde eski filmler ile karşılaştırma yapılması gerekmektedir. Mamografi, meme muayenesi esnasında memede şüpheli bir kitle bulunması durumunda bu kitlenin yerinin ve niteliklerinin belirlenmesi amacıyla yardımcı bir tanı testi olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bununla beraber meme kanseri açısından hiçbir risk faktörü bulunmayan, hiçbir şikayeti olmayan ve yıllık yapılması önerilen meme muayenesi normal bulunan kadınlara da belli aralıklarla meme kanseri tarama testi olarak rutin mamografi önerilmektedir. Mamografi "normal" olarak rapor edildiğinde gerçekten bir sorun olmama ihtimali %90'lara varmakta, bu da mamografinin ne kadar etkili bir tarama testi olduğunu göstermektedir. Mammografi incelemesi için özel bir hazırlık gerekmez. Ancak adet dönemlerinde memelerde hassasiyet olabildiğinden incelemenin adet tarihinden bir hafta sonra yapılması faydalı olabilir. Ayrıca inceleme günü koltuk altı deodorant, pudra veya losyon sürülmemesi önerilir. Daha önceden yapılmış Mammografi filmleri ve Meme Ultrasonlarınızı mutlaka yanınızda getirmeniz gerekmektedir. Meme incelemeleri bir önceki tetkik ile karşılaştırmalı olarak takip edilen bir süreçtir. Önceki filmler ile karşılaştırıldığında yeni filmlerdeki bilgiler daha kesin hale getirmektedir. Mammografi, gebelere ve gebelik ihtimali bulunanlara yapılmaz. Ayrıca emziren annelere ve 25 yaşından küçüklere yapılması sakıncalı olabilir. Mamografinin asıl amacı erken dönem kanserin toplu iğne başı büyüklüğünde iken yakalanmasıdır. Meme değerlendirilirken ultrasonografi de beraberinde yapılmalıdır. Meme ultrasonografisi genellikle 35 yaş altı genç hanımlarda, fibrokistik hastalığın gösterilmesinde, memede ele gelen bir kitle varlığında ( kitlenin yapısının değerlendirilmesi, kistik ya da solid ayrımı ) tercih edilir. Meme renkli doppleri ise kitlenin iyi huylu-kötü huylu olup olmadığı hakkında bilgi verir.
Mamografi: Ailesinde meme kanseri bulunan kişilerde 35 yaşından itibaren her yıl doktor tarafından meme muayenesi yapılması ve bu kişilerde 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çekilmesi. Ailesinde meme kanseri bulunmayan kişilerde ise 40 yaşından itibaren her yıl doktor tarafından meme muayenesi yapılması ve 50 yaşına kadar 2 yılda bir, 50 yaşından sonra her yıl mammografik inceleme önerilir.

Kemik yoğunluğu ölçümü: Menopoza girene kadar en az bir kez ve menopoza girdikten sonra mutlaka ölçülmeli. Menopozdan sonraki ilk 5 yıl içinde kemik erimesi en fazladır. Bu süreçte genellikle yılda bir ölçüm önerilmektedir.

0-216-5218836 İKİNCİ DÜZEY DÖRT BOYUT DETAYLI RENKLİ DOPPLER ULTRASONOGRAFİ MAMOGRAFİ KEMİK YOĞUNLUĞU PANORAMİK SEFALOMETRİK ÇAMLICA ÜSKÜDAR ÜMRANİYE ATAŞEHİR KAVACIK
4 boyutlu RENKLİ ultrasonun avantajları nelerdir? Dört Boyutlu (4D) Ultrasonun Avantajları : Yarık damak ve yarık dudak anomalilerinin tespiti Bebeğin el ve ayakla ilgili anomalilerin daha net ve doğru şekilde teşhis edilebilmesi. Bebeğin cinsiyetinin daha erken bir dönemde tespiti Spina bifida (omurgada açıklık) veya ensefalosel (beynin kafatasından dışarıya sarkması) gibi santral sinir sistemi ile ilgili problemlerin tespiti • Down sendromu gibi kromozomal anomalilerde bebeğin özellikle yüzü olmak üzere fiziksel görünümünün izlenmesi•Gastroşizis veya omfolosel gibi karın ön duvarında olan defektler sonrasında batın organlarının dışarıda olması anomalilerinin daha erken hamilelik haftalarında tespiti•İkiz, üçüz bebeklerin (çoğul gebelik) gelişiminin daha net izlenebilmesi DÖRT BOYUTLU RENKLİ CANLI DVD KAYDI RENKLİ BEBEK RESİMLERİ AYRINTILI DETAYLI İKİNCİ DÜZEY DÖRT BOYUTLU OBSTETRİK USG İLERİ DÜZEY İKİNCİ DÜZEY OBSTETRİK USG RADİSTANBUL ÜMRANİYE GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ 0-216-5218836 LÜTFEN RANDEVU ALINIZ



http://www.goruntulememerkezi.com/
http://www.radistanbul.com/
http://www.ikinciduzey.com
http://radistanbul.blogspot.com
ÜMRANİYE VE ÇEKMEKÖYDE DİJİTAL PANORAMİK DENTAL GÖRÜNTÜLEME HİZMETLERİNE EK;
ÜMRANİYE’DE AŞAĞIDAKİ TÜM TETKİKLER YAPILMAKTADIR.
ULTRASONOGRAFİ TETKİKLERİ RENKLİ DOPPLER USG = RDUS
ÜST ABDOMEN USG ULTRASONOGRAFİ KAROTİS VERTEBRAL ARTERLER RENKLİ DOPPLER USG
ALT ABDOMEN USG ULTRASONOGRAFİ HER İKİ ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
TÜM ABDOMEN USG ULTRASONOGRAFİ HER İKİ ALT EKSTREMİTE ARTER RENKLİ DOPPLER USG
JİNEKOLOJİK ULTRASONOGRAFİ SAĞ ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
FOLİKÜLOMETRİ USG SOL ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
TİROİD USG SAĞ ALT EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
HEPATOBİLİYER SİSTEMLER USG SAĞ ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
TRANSREKTAL USG SOL ALT EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
TRANSVAGİNAL USG SOL ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
ORBİTA US HER İKİ ÜST EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
PENİL USG HER İKİ ÜST EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
KALÇA USG SAĞ ÜST EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
PELVİK USG SAĞ ÜST EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
YUMUŞAK DOKU USG SOL ÜST EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
BOYUN USG SOL ÜST EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
PAROTİS GLAND USG BİLATERAL ALT EKSTREMİTE AV SİSTEM RENKLİ DOPPLER USG
SUBMANDİBULER GLAND USG BİLATERAL ÜST EKSTREMİTE ARTERYOVENÖZ (A-V) RENKLİ DOPPLER USG
MEME USG BİLATERAL PROSTAT RDUS
MEME USG SAĞ MEME RDUS
MEME USG SOL JİNEKOLOJİK RDUS
ÜRİNER SİSTEM USG TRANSVAGİNAL RDUS
SKROTAL USG TRANSREKTAL RDUS
4D OBSTETRİK RENAL ARTER RDUS
3D OBSTETRİK RENAL VEN RDUS
OBSTETRİK USG RUTİN MESENTER ARTER RDU
TORAKS USG PORTAL SİSTEM RDUS
YÜZEYEL USG OBSTETRİK RDUS
SUPRAPUBİK USG 4D OBSTETRİK USG
SAFRA YOLLARI USG 3D OBSTETRİK USG
AYRINTILI RENAL USG SKROTAL RDUS
DİJİTAL PANORAMİK RÖNTGEN PENİL RDUSG RENKLİ DOPPLER
DİJİTAL SEFALOMETRİK RÖNTGEN II. DÜZEY OBSTETRİK
AYRINTILI DETAYLI OBSTETRİK USG
MAMMOGRAFİ MAMOGRAFİ KİTLE LEZYONU RENKLİ DOPPLER RDUS
KEMİK ERİME TESTİ BMD OSTEODANSİTOMETRİ ORBİTA RDUS RENKLİ DOPPLER
Bu posta checkupmerkezi web günlüğüne yayımlandı - saat: 13:46:47 tarih: 22.12.2010
Fibrokistler ve meme : her 3 kadından 1'inde görülen iyi huylu bir meme tümörüdür. Eskiden fibrokistlerin kanser riski taşımadığı sanılırdı. Ancak son araştırmalar gösterdi ki, fibrokistler tümörö dönüşebilir. Ayrıca fibrokistler tümörün üzerini örterek meme kanserini gizleyebilir. Fibrokisti olanlar 35 yaşından sonra mamografi, ultrasonografi, şüpheli bir odak belirlenirse mutlaka MR yaptırmalı. Memedeki fibrokistler büyüyüp sıvı toplayabilirler. Eğer çok ağrı yaparsa sıvı alınabilir, bu sıvıyı patolojiye göndermekte fayda var. Fibrokistlerden korunmak için:- Kahveden, çikolatadan ve koladan uzak durun.- Memeleri rahatlatmak için karnabahar, brokoli, beyaz lahana, kırmızı lahana, semizotu, kırmızı turp, yaban mersini ve bol bol yoğurt tüketin.- Günde 2 kupa yeşil çay için.- Katı ve hayvansal yağlar tüketmeyin.- Katkı maddesi içeren ve hormonlu gıdalardan kaçının.- Kilo almayın.- Fast food yemeyin.- Kabız kalmayın. Çünkü kabızlık toksinlerin vücuda geri alınmasına yol açar. Her gün 1 kez büyük abdeste çıkmaya çalışın. Bunun için en az 5 porsiyon sebze meyve yiyin. Kara üzüm, kara erik, kara kayısı, karadut da kabızlığa mani olur. Stresten uzak durun.- Geceleri karanlıkta uyuyun.- Kızılyonca, şerbetçi otu, melekotu, meyan kökü, zencefil göğsün rahatlamasını sağlar.- Meme ödemini azaltmak için günde 200 ünite selenyum, 400 ünite E vitamini, 600 ünite bromelian (ananas hapı), boswellia bitkisi hapı kullanın.- Tuzu azaltın.- Zeytinyağı ve soya yağını tercih edin.- Yemeklerinize ve salatalarınıza bol miktarda maydanoz koyun. Maydanoz yüksek oranda C vitamini, demir ihtiva eder. Vücuttan ödem atıcı özelliği vardır. Ayrıca antioks idanlardan da zengindir. Her gün tüketilen 1 tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Bu arada maydanoz suyu böbreklerin, karaciğerin ve idrar yollarının temizlenmesine yardım eder. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar, kanı temizlenir.- ingiltere'de yapılan bir çalışmada sutyenin fibrokistleri artırdığı görülüyor. Bu nedenle hiç olmazsa geceleri sutyen takmayın.- Meme başından kanlı sıvı gelirse derhal doktora başvurun. 0-216-5218836 MEME HASTALIKLARI GÖRÜNTÜLEME TEŞHİS TANI mamografi meme usg meme renkli doppler RADİSTANBUL 0-216-5218836



http://www.goruntulememerkezi.com/
http://www.radistanbul.com/
http://www.ikinciduzey.com
http://radistanbul.blogspot.com
ÜMRANİYE VE ÇEKMEKÖYDE DİJİTAL PANORAMİK DENTAL GÖRÜNTÜLEME HİZMETLERİNE EK;
ÜMRANİYE’DE AŞAĞIDAKİ TÜM TETKİKLER SON TEKNOLOJİ CİHAZLARLA YAPILMAKTADIR.
ULTRASONOGRAFİ TETKİKLERİ RENKLİ DOPPLER USG = RDUS
ÜST ABDOMEN USG ULTRASONOGRAFİ KAROTİS VERTEBRAL ARTERLER RENKLİ DOPPLER USG
ALT ABDOMEN USG ULTRASONOGRAFİ HER İKİ ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
TÜM ABDOMEN USG ULTRASONOGRAFİ HER İKİ ALT EKSTREMİTE ARTER RENKLİ DOPPLER USG
JİNEKOLOJİK ULTRASONOGRAFİ SAĞ ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
FOLİKÜLOMETRİ USG SOL ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
TİROİD USG SAĞ ALT EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
HEPATOBİLİYER SİSTEMLER USG SAĞ ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
TRANSREKTAL USG SOL ALT EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
TRANSVAGİNAL USG SOL ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
ORBİTA US HER İKİ ÜST EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
PENİL USG HER İKİ ÜST EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
KALÇA USG SAĞ ÜST EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
PELVİK USG SAĞ ÜST EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
YUMUŞAK DOKU USG SOL ÜST EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
BOYUN USG BOYUN BEZELERİ LENF NODLARI BOYUN KİTLESİ USG SOL ÜST EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
PAROTİS GLAND USG BİLATERAL ALT EKSTREMİTE AV SİSTEM RENKLİ DOPPLER USG
SUBMANDİBULER GLAND USG BİLATERAL ÜST EKSTREMİTE ARTERYOVENÖZ (A-V) RENKLİ DOPPLER USG
MEME USG BİLATERAL PROSTAT RDUS
MEME USG SAĞ MEME RDUS
MEME USG SOL JİNEKOLOJİK RDUS
ÜRİNER SİSTEM USG TRANSVAGİNAL RDUS
SKROTAL USG TRANSREKTAL RDUS
4D OBSTETRİK RENAL ARTER RDUS
3D OBSTETRİK RENAL VEN RDUS
OBSTETRİK USG RUTİN MESENTER ARTER RDU
TORAKS USG PORTAL SİSTEM RDUS
YÜZEYEL USG OBSTETRİK RDUS
SUPRAPUBİK USG 4D OBSTETRİK USG
SAFRA YOLLARI USG 3D OBSTETRİK USG
AYRINTILI RENAL USG SKROTAL RDUS
DİJİTAL PANORAMİK RÖNTGEN PENİL RDUSG RENKLİ DOPPLER
DİJİTAL SEFALOMETRİK RÖNTGEN II. DÜZEY OBSTETRİK
AYRINTILI DETAYLI OBSTETRİK USG
MAMMOGRAFİ MAMOGRAFİ KİTLE LEZYONU RENKLİ DOPPLER RDUS
KEMİK ERİME TESTİ BMD OSTEODANSİTOMETRİ ORBİTA RDUS RENKLİ DOPPLER


0-216-5218836

RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ
ÜMRANİYE-ÇEKMEKÖY-PENDİK
0-216-521 88 36
0-216-642 34 32
www.radistanbul.com
www.ikinciduzey.com
www.goruntulememerkezi.com
TÜM BANKA VE KREDİ KARTLARI GEÇERLİDİR.
OTOPARKIMIZ MEVCUTTUR.






INTERNET web adreslerinde güncel bilgiler barındıran RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİMİZ , merkezi ÜMRANİYE’de bulunan üç şubemizde halkımıza erişilebilir, sürekli, uygun fiyatlı ve üstün kaliteli görüntüleme hizmetini sunmaktadır. Deneyimli uzman doktorlarca kurulmuş bir şirket bünyesinde ÜMRANİYE, ÇEKMEKÖY ve çok yakında ÜST KAYNARCA PENDİKTE MARMARA ÜNİVERSİTESİ EAH karşısında hizmet vereceğiz. Radistanbul Görüntüleme Merkezi Ümraniye son durakta 4 yıldır hizmet vermektedir. Bünyemizde ultrason, doppler, mamografi, kemik yoğunluğu ölçümü, full dijital MORİTA ve INSTRIMENTARIUM 2010 panoramik ve sefalometrik diş röntgeni cihazları bulunmaktadır.
TÜM GÖRÜNTÜLER CD –DVD KAYDI, MAİL VE BASKI İLE HEKİM VE HASTALARIMIZA VERİLMEKTEDİR.
DÖRT BOYUTLU RENKLİ OBSTETRİK DİJİTAL CİHAZLARIMIZLA BEBEĞİNİZİN CANLI DVD ÇEKİMLERİ HASTALARIMIZA VERİLMEKTEDİR.
Tüm İSTANBUL’a başta Anadolu yakası semt ve ilçeleri olmak üzere hizmet sunumu amaçlamaktayız.
RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ AİLE HEKİMLİĞİ SİSTEMİNİ DESTEKLEMEKTE VE İNDİRİMLİ HİZMETLERİ UYGUN FİYATLARLA HALKIMIZIN VE AİLE HEKİMLERİMİZİN KULLANIMINA BAŞLATMIŞTIR.
BÜNYEMİZDE SON TEKNOLOJİ ULTRASONOGRAFİ, RENKLİ DOPPLER USG, MAMMOGRAFİ, KEMİK MİNERAL DANSİTOMETRİ VE FULL DİJİTAL PANORAMİK VE SEFALOMETRİK PANORAMİK RÖNTGEN CİHAZLARI İLE HİZMET VERMEKTEDİR.
RADİSTANBUL ÜMRANİYE ÇEKMEKÖY PENDİK GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ
0-2165218836 ÜMRANİYE TEL
0-216-6423432 ÇEKMEKÖY TEL
BİLGİ: 0-530-5472565
Radistanbul Görüntüleme Merkezi Ümraniye son durakta 4 yıldır hizmet vermektedir. Bünyemizde ultrason, doppler, mamografi, kemik yoğunluğu ölçümü, TAM DİJİTAL MORİTA VE INSTRUMENTARIUM panoramik ve sefalometrik diş röntgeni cihazları bulunmaktadır.
Fibrokistler ve meme : her 3 kadından 1'inde görülen iyi huylu bir meme tümörüdür. Eskiden fibrokistlerin kanser riski taşımadığı sanılırdı. Ancak son araştırmalar gösterdi ki, fibrokistler tümörö dönüşebilir. Ayrıca fibrokistler tümörün üzerini örterek meme kanserini gizleyebilir. Fibrokisti olanlar 35 yaşından sonra mamografi, ultrasonografi, şüpheli bir odak belirlenirse mutlaka MR yaptırmalı. Memedeki fibrokistler büyüyüp sıvı toplayabilirler. Eğer çok ağrı yaparsa sıvı alınabilir, bu sıvıyı patolojiye göndermekte fayda var. Fibrokistlerden korunmak için:- Kahveden, çikolatadan ve koladan uzak durun.- Memeleri rahatlatmak için karnabahar, brokoli, beyaz lahana, kırmızı lahana, semizotu, kırmızı turp, yaban mersini ve bol bol yoğurt tüketin.- Günde 2 kupa yeşil çay için.- Katı ve hayvansal yağlar tüketmeyin.- Katkı maddesi içeren ve hormonlu gıdalardan kaçının.- Kilo almayın.- Fast food yemeyin.- Kabız kalmayın. Çünkü kabızlık toksinlerin vücuda geri alınmasına yol açar. Her gün 1 kez büyük abdeste çıkmaya çalışın. Bunun için en az 5 porsiyon sebze meyve yiyin. Kara üzüm, kara erik, kara kayısı, karadut da kabızlığa mani olur. Stresten uzak durun.- Geceleri karanlıkta uyuyun.- Kızılyonca, şerbetçi otu, melekotu, meyan kökü, zencefil göğsün rahatlamasını sağlar.- Meme ödemini azaltmak için günde 200 ünite selenyum, 400 ünite E vitamini, 600 ünite bromelian (ananas hapı), boswellia bitkisi hapı kullanın.- Tuzu azaltın.- Zeytinyağı ve soya yağını tercih edin.- Yemeklerinize ve salatalarınıza bol miktarda maydanoz koyun. Maydanoz yüksek oranda C vitamini, demir ihtiva eder. Vücuttan ödem atıcı özelliği vardır. Ayrıca antioks idanlardan da zengindir. Her gün tüketilen 1 tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Bu arada maydanoz suyu böbreklerin, karaciğerin ve idrar yollarının temizlenmesine yardım eder. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar, kanı temizlenir.- ingiltere'de yapılan bir çalışmada sutyenin fibrokistleri artırdığı görülüyor. Bu nedenle hiç olmazsa geceleri sutyen takmayın.- Meme başından kanlı sıvı gelirse derhal doktora başvurun. 0-216-5218836 MEME HASTALIKLARI GÖRÜNTÜLEME TEŞHİS TANI mamografi meme usg meme renkli doppler RADİSTANBUL 0-216-5218836
3 boyutlu ve 4 boyutlu görüntü veren bu aletin ne gibi özellikleri var ? l General Elektrik marka Voluson EXPERT 730 diye teknolojik bir kazanım. Bu aletin şu ideal hali, görüntüyü CD’ye ya da DVD’ye kayıt edebiliyor. Ailelere giderken kaç aylık olduğunu gösteren ya da parmağını emerken hareketli görüntüleri CD ile hediye ediyoruz. İdeal görüntüler 18- 22. haftadan sonra oluşuyor. Gözleri dudağı belli oluyor. 5. haftadan itibaren görüntü alabiliyoruz. 3 ve 4 boyutlu Ultrasonografi daha çok hamilelere yönelik. Bu aletin en önemli özelliği normal ultrasonografiyi yapıyoruz, Renkli Doppler Ultrasonografiyi de yapıyoruz. Bunlara ek olarak 3 ve 4 boyutlu Ultrasonografi eklendi. Diğer ultrasonlardan farkı üç boyutlu hareketli görüntü elde edilmesi. Zaman kavramını da eklediğimizde 4 boyutlu Ultrosonografi oluşuyor. Bunu teknik olarak anlatırsak x, y, ve z eksenlerinde üç kesiti birleştirerek hamile bir annenin karnındaki bebeği üç boyutlu olarak gösterebiliyoruz. Hareketli görüntülerde tüm detaylar açıkça gözüküyor. Cinsiyeti ya da her hangi bir rahatsızlığı olup olmadığı kolayca anlaşılıyor. Anne ve babalar ekranda çocuklarının hareketlerini gördükleri an daha bir mutlu olup heyecanlanıyor. Ne gibi kolaylıklar sağlıyor ? l Hamilelerden konuşursak bebeğin her türlü gelişimini görebiliyoruz. Bebeğin kaç haftalık olduğunu, ağırlığını, cinsiyetin kolayca izliyoruz. Bebeğe ait kan damarlarını bebeğin beynindeki damarları, karnındaki ve bebek kordonundaki anneden bebeğe, bebekten anneye kan taşıyan damarları izleyebiliyoruz. Ultrasonun faydası bebeğin gelişimini incelemenin dışında bir anormallik varsa bu anormalliği erkenden görüp tedavi edebiliyoruz. Teşhise göre yöntemler değişebiliyor. 3 ve 4 boyutlu ultrasonun en büyük özelliği anneyle babaya bir şov gibi oluyor. Çok mutlu oluyorlar, bir baba vardı ‘Kızım, kızım’ deyip neredeyse duvara yapışacaktı. Bir bebeğin doğmasına daha 20 hafta varken bebeğin burnunu, yüzünü görmek onları sevindiriyor tabii. RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ 0-216-5218836 AYRINTILI RENKLİ İKİNCİ VE İLERİ DÜZEY DETAYLI DÖRT BOYUTLU ULTRASONOGRAFİ BEBEK DVD-CD KAYDI RENKLİ RESİMLER LÜTFEN RANDEVU ALINIZ RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ 0-216-5218836
Bu posta ÇEK AP MERKEZİ web günlüğüne yayımlandı - saat: 11:52:33 tarih: 22.12.2010
http://www.goruntulememerkezi.com/ http://www.radistanbul.com/ http://www.ikinciduzey.com http://radistanbul.blogspot.com INTERNET web adreslerinde güncel bilgiler barındıran RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİMİZ , merkezi ÜMRANİYE’de bulunan üç şubemizde halkımıza erişilebilir, sürekli, uygun fiyatlı ve üstün kaliteli görüntüleme hizmetini sunmaktadır. Deneyimli uzman doktorlarca kurulmuş bir şirket bünyesinde ÜMRANİYE, ÇEKMEKÖY ve çok yakında ÜST KAYNARCA PENDİKTE MARMARA ÜNİVERSİTESİ EAH karşısında hizmet vereceğiz. Radistanbul Görüntüleme Merkezi Ümraniye son durakta 4 yıldır hizmet vermektedir. Bünyemizde ultrason, doppler, mamografi, kemik yoğunluğu ölçümü, full dijital MORİTA ve INSTRIMENTARIUM 2010 panoramik ve sefalometrik diş röntgeni cihazları bulunmaktadır. TÜM GÖRÜNTÜLER CD –DVD KAYDI, MAİL VE BASKI İLE HEKİM VE HASTALARIMIZA VERİLMEKTEDİR. DÖRT BOYUTLU OBSTETRİK VE CANLI DVD ÇEKİMLERİ HASTALARIMIZA VERİLMEKTEDİR. Tüm İSTANBUL’a başta Anadolu yakası semt ve ilçeleri olmak üzere hizmet sunumu amaçlamaktayız. RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ AİLE HEKİMLİĞİ SİSTEMİNİ DESTEKLEMEKTE VE İNDİRİMLİ HİZMETLERİ UYGUN FİYATLARLA HALKIMIZIN VE AİLE HEKİMLERİMİZİN KULLANIMINA BAŞLATMIŞTIR. BÜNYEMİZDE SON TEKNOLOJİ ULTRASONOGRAFİ, RENKLİ DOPPLER USG, MAMMOGRAFİ, KEMİK MİNERAL DANSİTOMETRİ VE FULL DİJİTAL PANORAMİK VE SEFALOMETRİK PANORAMİK RÖNTGEN CİHAZLARI İLE HİZMET VERMEKTEDİR. RADİSTANBUL ÜMRANİYE ÇEKMEKÖY PENDİK GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ0-2165218836 ÜMRANİYE TEL0-216-6423432 ÇEKMEKÖY TELRadistanbul Görüntüleme Merkezi Ümraniye son durakta 4 yıldır hizmet vermektedir. Bünyemizde ultrason, doppler, mamografi, kemik yoğunluğu ölçümü, TAM DİJİTAL MORİTA VE INSTRUMENTARIUM panoramik ve sefalometrik diş röntgeni cihazları bulunmaktadır. 0-216-5218836 RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ 0-216-5218836


http://www.goruntulememerkezi.com/
http://www.radistanbul.com/
http://www.ikinciduzey.com
http://radistanbul.blogspot.com

INTERNET web adreslerinde güncel bilgiler barındıran RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİMİZ , merkezi ÜMRANİYE’de bulunan üç şubemizde halkımıza erişilebilir, sürekli, uygun fiyatlı ve üstün kaliteli görüntüleme hizmetini sunmaktadır. Deneyimli uzman doktorlarca kurulmuş bir şirket bünyesinde ÜMRANİYE, ÇEKMEKÖY ve çok yakında ÜST KAYNARCA PENDİKTE MARMARA ÜNİVERSİTESİ EAH karşısında hizmet vereceğiz. Radistanbul Görüntüleme Merkezi Ümraniye son durakta 4 yıldır hizmet vermektedir. Bünyemizde ultrason, doppler, mamografi, kemik yoğunluğu ölçümü, full dijital MORİTA ve INSTRIMENTARIUM 2010 panoramik ve sefalometrik diş röntgeni cihazları bulunmaktadır.
TÜM GÖRÜNTÜLER CD –DVD KAYDI, MAİL VE BASKI İLE HEKİM VE HASTALARIMIZA VERİLMEKTEDİR.
DÖRT BOYUTLU OBSTETRİK VE CANLI DVD ÇEKİMLERİ HASTALARIMIZA VERİLMEKTEDİR.
Tüm İSTANBUL’a başta Anadolu yakası semt ve ilçeleri olmak üzere hizmet sunumu amaçlamaktayız.
RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ AİLE HEKİMLİĞİ SİSTEMİNİ DESTEKLEMEKTE VE İNDİRİMLİ HİZMETLERİ UYGUN FİYATLARLA HALKIMIZIN VE AİLE HEKİMLERİMİZİN KULLANIMINA BAŞLATMIŞTIR.
BÜNYEMİZDE SON TEKNOLOJİ ULTRASONOGRAFİ, RENKLİ DOPPLER USG, MAMMOGRAFİ, KEMİK MİNERAL DANSİTOMETRİ VE FULL DİJİTAL PANORAMİK VE SEFALOMETRİK PANORAMİK RÖNTGEN CİHAZLARI İLE HİZMET VERMEKTEDİR.

RADİSTANBUL ÜMRANİYE ÇEKMEKÖY PENDİK GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ
0-2165218836 ÜMRANİYE TEL
0-216-6423432 ÇEKMEKÖY TEL
Radistanbul Görüntüleme Merkezi Ümraniye son durakta 4 yıldır hizmet vermektedir. Bünyemizde ultrason, doppler, mamografi, kemik yoğunluğu ölçümü, TAM DİJİTAL MORİTA VE INSTRUMENTARIUM panoramik ve sefalometrik diş röntgeni cihazları bulunmaktadır.


MAMMOGRAFİ
Bayanlarda meme kanserinin erken dönem tanısı için ve tarama amaçlı yapılan yüksek oranda güvenilir görüntüleme yöntemidir. Mamografi göğüs içerisinde ki değişiklikleri kadının kendisi yada doktoru tarafından hissedilemeyecek haldeyken bile görüntüleyebilir. Meme kanseri sıklığı tüm dünyada ve ülkemizde gün geçtikçe artış göstermektedir. Yaş ilerledikçe tüm bayanlarda meme kanseri sıklığı artar ve ileri yaşlardaki her 12 kadından birisinde meme kanseri gelişir. Meme Kanseri erken tanısı için; öncelikle 35 yaşında bir adet temel mammografi; ardından, 40-49 yaşları arası bayanlara, eğer ailesinde meme kanserli hasta hiç yok ise iki yılda bir, ailede meme Kanserli hasta (anne, hala, kızkardeş, teyze, anneanne, babaanne vb) varsa yılda bir mammografi mutlaka çekilmelidir. Menapoz dönemindeki ve 50 yaşından sonra tüm bayanlarda yılda bir kez mutlaka mamografi yapılmalıdır. Memede yeni bir sertlik, kitle, şişlik, kızarıklık, meme başında içe doğru çekilme, ağrı, meme başında akıntı, mastit belirtileri, meme derisinde değişiklikler, klinik mastopatilerde, kitle dışı semptomu olanlarda ele gelmeyen lezyonların saptanmasında, ele gelen kitlesi olanlarda ultrasonografi ile beraber kitlenin değerlendirilmesinde kullanılır.

KEMİK DANSİTOMETRİ
Kemiklerde kalsiyum azalmasına bağlı OSTEOPOROZ (kemik erimesi) tanısını koyarak, OSTEOPOROZ'un erken dönemde tedavisini ve kemiklerin erimeye bağlı kırılmasını engellemek için yapılan bir tetkiktir. Yaş ilerledikçe ve bazı hastalıkların ve yetersiz beslenme faktörlerinin etkisi ile kemiklerde KALSİYUM miktarı düşer ve kemiklerde erime ve kolay kırılmalar meydana gelir. Bu nedenle 40 yaşından sonra yılda bir kez Kemik Dansitometrisi ile kemiklerimizin durumu mutlaka araştırılmalıdır. OSTEOPOROZ kaynaklı kemik kırıkları diğer kemik kırıklarından çok geç ve çok güç iyileşir. Uzun dönem işgücü kaybına neden olur. nedenle OSTEOPOROZUN ucuz ve güvenilir tanı yöntemi olan Kemik Dansitometri tetkiki yılda bir kez mutlaka yaptırılmalıdır.


ULTRASONOGRAFİ
Ultrason çoğunlukla gebelerin, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, mesane, yumurtalıklar ve rahim gibi organların görüntülenmesi için kullanılır. Ultrason çekilmesi için başvuran hastaların en sık şikayeti karın ağrısıdır. Karaciğer ve dalak gibi karın içi organların büyümesi, safra kesesi ve böbrek taşları, apandisit, yumurtalık kistleri ve karın içindeki tümörler, doğuştan kalça çıkıkları ultrason ile teşhis edilebilen hastalıklardan bazılarıdır.

RENKLİ DOPPLER ULTRASONOGRAFİ

RENKLİ DOPPLER ile Kol ve bacak damarları (varisler); Karaciğer, böbreği besleyen damarlar (Diabet, hipertansiyon vb ),boyun damarları; gebelerde, anneye ve bebeğe ait damarlar, erkeklerde testisleri besleyen damarlar,gözü besleyen damarları incelenir.



Kurumumuzda yapılan tetkikler;
Radyoloji veya radyodiagnostik veya halk arasında eskiden kullanılan
şekliyle röntgen doktorluğu, hastalıkların tanısı için yıllardır hizmet
veren bir tıp alanıdır. Yirmi yıl öncesine kadar sadece röntgen
cihazlarıyla verilebilen bu hizmet, artık çok çeşitli ve gelişmiş aletler
kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Radyolojinin tıbbın en hızlı
ilerleyen dalı olduğu söylenebilir. Hızlı gelişmeyle birlikte bir çok yeni
kavramda karşımıza çıkmaya başlamış ve insanların kafalarında soru
işaretleri oluşmasına neden olmuştur.
Bu sayfanın amacı, radyoloji konusuyla direk ilişkisi olmayan insanları
bilgilendirmek, kafalarında oluşan sorulara kolayca ulaşabilecekleri bir
bölüm oluşturmaktır.
Mammografi
Ultrasonografi
Doppler Ultrasonografi
Hangi radyolojik incelemeyi yaptırırsanız yaptırın, yanınızda eski
incelemelerinizi götürmeyi unutmayın. Radyoloğunuzu ne kadar
bilgilendirirseniz, alacağınız verim o kadar çok olacaktır.
Ayrıntılı bilgiler elde etmek istiyorsanız


MAMMOGRAFİ
Mammografi meme dokusunun röntgen ışınlarıyla görüntülenmesidir. Genel
amaçlı radyoloji tüplerinde değişiklikler yapılmayı, bunun sonucunda
hastanın daha az radyasyon alması sağlanmıştır. Kullanılan cihaza bağlı
olarak otururken veya yatarken memenin değişik yönlerden görüntüleri
alınır. Çekim esnasında memenin komprese edilmesine bağlı rahatsızlık
hissi oluşabilir.
Mamografi belli yaştan sonra tarama testi olarak, memede bir kitle ele
geldiğinde, meme başında akıntı görüldüğünde, meme başının çekintiye
uğramasında, meme derisindeki değişikliklerde, meme biopsisinde
lokalizasyon amacıyla kullanılabilir.
Kadınların 70 yaşına kadar %13'nde meme kanseri çıkma riski bulunmaktadır.
Meme kanseri erken teşhis edilirse büyük oranda (%80-90 arası) tedavi
edilebilir. Bu nedenle mamografinin meme kanserinin erken teşhisinde bir
tarama testi olarak önemi büyüktür. Amerikan Kanser Derneği 40-49 yaşları
arasında 2 yılda bir, 50 yaşın üzerinde her yıl mamografi çekilmesini
önermektedir.




ULTRASONOGRAFİ (USG) (US-Ultrasonografi)
Ultrason, insan kulağının işitemiyeceği kadar yüksek frekanslı ses
dalgalarını kullanarak iç organları görüntüleyen bir tanı yöntemidir.
Ultrasonda radyasyon kullanılmaz. Bu nedenle gebelerde ve bebeklerde
rahatlıkla kullanılabilir. Cihazdan gönderilen ses dalgaları, hasta
vücudundan yansıdıktan sonra gene aynı cihaz tarafından algılanır. Yansıma
farklılıkları organdan organa değişir. Bu nedenle farklı yansımaların
olduğu yapılar, farklı görüntüler verirler. Normal yapılar içindeki bir ur
ya da kist, ses demetlerini farklı yansıttığı için farklı yapıda gözlenir
ve tanı konulur. Görüntü oluşturulması sırasında "prob" hasta vücudunda
gezdirilirkrn, altında kalan bölümün kesit görüntüleri, hareketli organlar
gibi ekranda kayar. Bu esnada radyolog tanı koyar. Elde edilen
görüntülerin tanıda çok fazla bir katkısı yoktur. US işlemi, ihtisasları
süresince yaklaşık 1 yıl eğitimini alan radyologlarca yapılır.
Ultrason hangi amaçlarla (endikasyonlar) yapılır ?
Ultrason çoğunlukla karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler,
mesane, yumurtalıklar ve rahim gibi karın içi organların görüntülenmesi
için kullanılır. Ultrason çekilmesi için başvuran hastaların en sık
şikayeti karın ağrısıdır. Karaciğer ve dalak gibi karın içi organların
büyümesi, safra kesesi ve böbrek taşları, apandisit, yumurtalık kistleri
ve karın içindeki tümörler ultrason ile teşhis edilebilen hastalıklardan
bazılarıdır.
Ultrason çekilmesi için hazırlık gerekir mi ?
Karın içindeki organların ultrasonu için hastanın aç karna olması gerekir.
Ayrıca mesane, yumurtalıklar ve rahimin incelenmesi içn hasta idrarına
sıkışık olmalıdır. Bunun dışında başka bir hazırlık gerekmez.
Ultrason nasıl çekilir ?
Hasta sırtüstü yatar. Cilt üzerine jel sürülür. "Prob" adı verilen cihaz
ile karın içindeki organlar cilt üzerinden incelenir.
Yan etkileri nelerdir?
Bugüne kadar gebelikte ve diğer incelemelerde gösterilebilen bir yan
etkisi yoktur.

BEBEK KİME BENZİYOR?
Anne ve baba adayları, hatta dede, büyükanne, kardeş gibi tüm aile bireyleri bebeklerinin sağlık durumundan sonra, en fazla kime ve neye benzediğini merak ederler.
Bugüne kadar olan süreçte yapılan iki boyutlu ultrasonografi incelemeleri sırasında gebelik ultrasonografi incelemeleri sırasında bebeğe ait görüntülere bakılarak bir takım yorumlar ve benzetmeler yapılabiliyordu.
Ultrasonografinin kullanıma girmesinden sonra, görüntüleme ile uğraşan bilim adamlarının en büyük hayali olan, anne karnındaki bebeği gerçeğe yakın şekilde 3 boyutlu izlemek teknolojinin ilerlemesi ile artık mümkün oldu
3 Boyutlu görüntüye eklenen zaman boyutu ile birlikte elde edilen 4 boyutlu görüntüler sayesinde, anne karnındaki bebeğin kendisini ve hareketlerini eş zamanlı olarak izleyebilmekteyiz.
Ultrasonografi teknolojisindeki bu gelişme anne ve babanın, anne karnındaki bebekle duygusal bağın oluşmasına büyük katkıda bulunmaktadır.
Hamilelik sırasında birçok güçlüğe katlanan anne; bebeğin başını, yüzünü, ağız hareketlerini, kolunu, elini, bacaklarını, ayaklarını, el ve ayak hareketlerini gerçeğe yakın bir şekilde gördüğünde tüm yorgunluklarını unutmaktadır.





ÜÇ BOYUTLU (3D) ULTRASON

1)GENEL BİLGİLER :
Ultrasonografi teknikleri ve görüntülerin kalitesinde elde edilen büyük gelişme, 1990 ların ikinci yarısından itibaren, gelişen elektronik-bilgisayar teknolojisinin ultrasonografi ile birlikte kullanılmasıyla yepyeni bir boyut kazanmıştır. Dijital ultrasonografinin ardından üç boyutlu ultrason görüntülerinin elde edilmesiyle, tüm dünyada özellikle, gebelik takibinde üç boyutlu ultrasonografi kullanımı hızla yaygınlaşmıştır. Bunda üç boyutlu görüntülerin hekimlerin farklı problemleri teşhis edebilmesinde (tanısal-diagnostik katkı) sağladıkları katkının yanında özellikle bebeklerini görme heyecanı içinde olan anne baba adaylarının istekleri de (psikososyal katkı) büyük rol oynamıştır.

İlk üç boyutlu ultrason görüntüleri 1980 lerin başında elde edilmesine karşın, bu konudaki en önemli gelişme, 1986 yılında Japonya'da 2 boyutlu ultrasonografi görüntülerini bir mini işlemciyle 3 boyutlu hale getiren Kazunori Baba'nın çalışmaları sayesinde ortaya çıkmıştır. Bu görüntülerin elde edilmesi için 2 boyutlu görüntülerin işlenmesi yaklaşık 10 dakikalık bir süre gerektirmekteydi. Bugün ise eş zamanlı olarak 3 boyutlu görüntüleri elde edebileceğimiz bir teknolojiye sahibiz. Çoğu kez kafa karıştıran bir terim olan ''dört boyutlu ultrasonografi'' ile eş zamanlı üç boyutlu ultrasonografi kastedilmetedir. Dördüncü boyut çoğu kez de kabul edildiği dibi zamandır. Bunu normal kameranın yaptığı çekimle karşılaştırabiliz. Anne karnındaki bebek haraket ettiğnde, bunu sanki bir kamerayla çekiyormuş gibi eş zamanlı olarak kaydetmekteyiz.
Üç Boyutlu (3D) Ultrasonun Avantajlı Yönleri
3D Ultrason cihazları ile çok erken döneminde cinsiyet tayini, yarık damak, yarık dudak gibi yüz anomalileri, eksik parmak veya eğri ayak-el gibi ekstremite anomalileri, bel açıklığı (spina bifida ) veya beynin fıtıklı kesesi (ensefalosel) gibi beyin ve omurilikten kaynaklanan rahatsızlıkların erken tanısı konulabilmektedir.
Diğer taraftan geleneksel iki boyutlu ultrasonografide bebeğin el ve ayak parmaklarını tam anlamı ile değerlendirebilmek her zaman mümkün olmayabilir.
Ense kalınlığı ölçümüyle görülen "mongolizm" (Down sendromu-trizomi 21) 3D ultrason sayesinde 3. ayda taranabilmektedir.
Bu nedenlerle üç boyutlu ultrasonlar geleneksel- standart 2d ultrasonlara göre tercih edilmektedir.
Yine, üç boyutlu ultrasonlar ile çiftlerin ayrı bir mutluluk ve farklı bir heyecanla bekledikleri ikiz, üçüz bebeklerin gelişimi de daha net bir şekilde izlenebilmektedir.
3D ultrasonlar geleneksel iki boyutlu inceleme özelliğinin yanı sıra, hem renkli Doppler, hem de 3. boyut özelliğini birlikte içermesi ile bebek heyecanına kapılan ailelere üçüncü aydan (14. haftadan itibaren) itibaren cinsiyeti öğrenme ve renkli fotoğraflarını alma fırsatı tanımaktadır.
Siyah beyaz ve 2 boyutlu ultrasona göre anne karnındaki bebeğin hem bir buçuk ay daha önce görüntülenmesine, hem de net fotoğraf kalitesindeki renkli görüntüsünü elde etmeye olanak sağlayan 3 boyutlu (eş zamanlı) renkli ultrason, anne babaların hamileliğin 3. ayından itibaren bebeklerinin fotoğrafına kavuşmalarını sağlamaktadır.
Tüm bu özellikleri ile 3 boyutlu ultrason ailelere bebeklerinin sağlık durumundan sonra, en fazla kime ve neye benzediğini merak ettikleri için, çekimler sırasında eli, ayağı, burnu, yüzü gibi detayları yorumlama ve bebeği birilerine benzetmeye çalışma gibi hoş anlar yaşatmakta ve hamilelik sürecindeki heyecanın güzel anılara dönüşmesini sağlamaktadır. Ayrıca bu görüntüler tek resimler halinde fotograf kağıdına veya uzun görüntüler halinde DVD VE CD ‘ ye kaydedilmekte, ilerde tekrar bakmak için hoş bir anı olarak saklanabilmektedir.
Bu posta ÜÇ BOYUTLU ULTRASON web günlüğüne yayımlandı - saat: 14:52:54 tarih: 21.12.2010
İş ve eş sorunları, ekonomik sorunlar, ruhsal gerginlikler, yorgunluk, ilişkideki diğer problemler vb. nedenlerden dolayı her erkek hayatının bir döneminde ereksiyon yani sertleşme problemiyle karşılaşabilir. Bu doğal ve olağan bir durumdur. Çünkü her zaman ve bütün koşullarda yeterli ereksiyonun sağlamasını beklemek cinsel bir mit olmaktan ileri gidemez. Fakat ereksiyon problemi sık tekrar eder, ısrarcı olursa ve cinsel birleşmeyi sık sık engellerse; bu durum tedavi gerektirir. İKTİDARSIZLIK – EMPOTANS Cinsel ilişki için gerekli sertliği başlatamama, sağlayamama veya devam ettirememe durumunda sertleşme bozukluğundan bahsedilebilir. Cinsel temas esnasında, cinsel istek duyulmasına karşın, erkek cinsel organının sertleşme bozukluklarına, yeterli veya kesinlikle sertleşmemesine iktidrasızlık, erektil disfonksiyon yada empotans denir. İktidarsızlık, cinsel isteksizlik değildir. Boşalma sorunlarından farklıdır. Ve erken boşalma veya kısırlıkla kesinlikle karıştırılmamalıdır. İktidarsız bir erkek orgazm ve baba olabilir. Cinsellik, hayatımızda üreme ve neslin devamının çok ötesinde kilit bir öneme sahiptir. Sosyal ilişkileri ve aile kurumunu bir arada tutan mutluluğun ana yapı taşıdır. Bu nedenle iktidarsızlık sadece bir kişinin sorunu değil karı kocanın ortak sorunu olarak algılanmalıdır. Araştırmalara göre empotans, 40-70 yaş arası erkeklerin %70 görülür ve yaşam kalitesini olumsuz olarak etkiler. Cinsel konularda araştırmaları ile bilinen Masters ve Johnson’na göre; cinsel ilişkilerin % 25'inde ereksiyonun sağlanmasında sürekli bir sorunun vardır. Penisin Anatomisi Anatomik olarak penisin içinde idrar yoluna paralel iki adet Corpora Cavernosa adı verilen süngersi silindirler vardır. Erkek cinsel açıdan uyarıldığında sinir sistemi penisi canlanması için uyarır. Penisin adelesi ve penise gelen atardamarları, süngersi silindirlerin içerisindeki sinüzoidleri kanla doldurmak için gevşerler. Bu da organın genişleme ve sertleşmesi ile ereksiyonu sağlar. Sinüzoidlere kanın dolmasıyla birlikte organ içersinde artan basınç ve gerilme venleri baskı altında alır ve bir nevi dolaşım engellenerek kan akımı ayarlanmış olur. Kan akımının bu şekilde ayarlanması ereksiyonun devamlılığını sağlar. Bu olayın meydana gelmesinde, beyin, omurilik, sinirler, kan damarları, penis düz kası ve hormonlar rol alır. Süngerimsi silindirlerin adeleleri beyin ve omurilikteki özel merkezler tarafından idare edilerek penisin ereksiyon ve gevşemesini sağlarlar. Bu merkezler cinsel temas, erotik uyarılar veya fantezilerden etkilenerek ereksiyonu sağlarken, endişe, güvensizlik, heyecanlanma, korku ve stresle de ereksiyonu olumsuz etkilerler. İktidarsızlığın Nedenleri *Stres, sürekli mesleki baskı, meslek ve aile yaşamında başarısızlık duygusu, eşler arasında sürekli yaşanan problemler, bedensel antipati ve kadının gebe kalmasından duyulan korku, başarısız olma korkusu, cinsellik hakkında yanlış bilgilenme veya keşfedilme, reddedilme, üzüntü vb. nedenlerden kaynaklanan anksiyete ve depresyon gibi ruhsal sıkıntılar, *Erken boşalma, orgazm bozuklukları ve cinsel istekte azalma, *Penisin atardamarlarına, toplardamarlarına, süngerimsi silindirlerine ve sinirsel yapılarına ait bozukluklar, *Aşırı sigara, alkol, eroin, esrar veya diğer uyuşturucu maddeler, *Akciğer, karaciğer, kalp, böbrek, sinir, arter veya venlerin kronik hastalıkları, ( Özellikle şeker hastalığı, yüksek tansiyon, arteryoskleroz veya damar sertliği, testesteron hormonundaki azalma vb. ) *Leğen kemiği veya omurgalardaki yaralanmalar, *Prostat, mesane veya rektum kanseri sebebi ile yapılan ameliyatlar, *Antidepresanlar, antihistamimikler, hipertansiyon ilaçları veya prostat kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, Durumun bütün açıklığı ile doktora anlatması teşhis ve tedavi için atılacak ilk adımdır. Orta yaş öncesi genellikle ruhsal nedenler, daha sonraki yaşlarda ise organik nedenler ve sağlıksız yaşam biçimleri nedenler arasında ağırlık kazanmaya başlar. İktidarsızlığın Tanısı *Ayrıntılı tıbbi ve cinsel hikaye, *Detaylı bir fiziksel muayene, *Laboratuvar testleri vb. İktidarsızlığın Tedavisi *Cinsel Terapi, *Sigara ve alkol alımı sınırlandırılması, *İlaç alışkanlıklarından kurtulma, *Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, *Egzersiz, *Sildenafil sitrat, yohimbin, apomorfin, trazodon vb. ilaç tedavileri, *Hormonal tedaviler, *İntauretral tedavi yani idrar yoluyla ilaç uygulanması, (MUSE) *Penis içi enjeksiyon, *Enjeksiyon tedavisi, *Cerrahi yöntemler, *Pompa tedavisi, *Penil protezler yani mutluluk çubukları, *VIP-Peptide gibi pankreas enzimleri, *Yulaf tentürü, Biberiye şarabı, Eğir kökü tentürü ve çayı, Ginseng kökünden elde edilen preparatlar gibi bitkisel karışımlar. Tedavi kişiden kişiye değişebilir. Tedaviye erkek ve eşi beraber katılmalıdır. İktidarsızlık Hakkında Bilinmeyenler *Cinsel terapide ereksiyon sorunlarını çözmede kullanılan cinsel egzersizler ve ev ödevleri öğretilirken, cinsel mitlere itibar edilmemesi, sağlıklı ve mutlu bir cinsel ilişkinin kalitesinin, penisin sertliğine veya uzunluğuna, orgazmların sayısına ve ilişkinin süresine bağlı olmadığı da anlatılır. Cinselliğin bir güç gösterisi olmadığı, cinsel birleşmenin bir görev gibi önceden belirlenmiş programlar içinde gerçekleştirilmesinin yanlışlığı ve eşlerin cinsel problemlerini korkmadan, utanç duymadan ve açık yüreklilikle konuşmaları üzerinde durulur. Çünkü cinsel birleşme her şey değildir. Ama cinsellik sevgiyle, şevkatle, saygıyla, aşk oyunlarıyla süslenip, zenginleştirilip sağlıklı, mutlu ve doyurucu bir cinsel yaşam yaratılabilir. *Güçsüz bir kalp ve sağlıksız bir dolaşım sistemi iktidarsızlığın oluşumunda başlıca etkenlerin başında geldiğinden egzersiz ve spor çok önemlidir. *Uykunun rüya dönemlerinde ereksiyon oluşur ve çoğunlukla sabah uyanıldığında bu durum devam eder. Eğer sabah sertleşmesi oluyorsa fiziksel bakımdan her hangi bir sorun yok demektir. *Yurtdışında olduğu gibi cinsel terapistler ülkemizde çok az bulunduğu için, ilk baş vurulması gereken kişi doktor olmalıdır. *Kalp damarları ile penis damarları aynı çaptadır yani 3 milimetre. Bu nedenle kalbi etkileyen tüm hastalıklarda penis de etkilenmektedir. *Penil renkli doppler ultrasonografi, tam kan sayımı, kan şekeri, kolesterol, trigliserid, testosteron, prolaktin, bilirubin, albumin, kreatinin ve diğer enzimler, idrar tahlili, bulbokavernöz reflekse bakılan nörolojik testler, penise özel bir takım ilaçların enjekte edilmesi, kavernozografi-kavernozometri, NPT testi yani uykuda penis sertleşmesinin ölçülmesi, uyku sırasında penis monitorizasyonu iktidarsızlıkta yapılan temel testler ve tetkiklerdir. *Yaşlanmaya paralel olarak iktidarsızlık sıklığı artar. PENİL RENKLİ DOPPLER 0-216-5218836 RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ LÜTFEN RANDEVU ALINIZ 0-216-5218836 PENİL EMPOTANS RENKLİ DOPPLER

Bu posta ÜÇ BOYUTLU ULTRASON web günlüğüne yayımlandı - saat: 14:52:54 tarih: 21.12.2010
İş ve eş sorunları, ekonomik sorunlar, ruhsal gerginlikler, yorgunluk, ilişkideki diğer problemler vb. nedenlerden dolayı her erkek hayatının bir döneminde ereksiyon yani sertleşme problemiyle karşılaşabilir. Bu doğal ve olağan bir durumdur. Çünkü her zaman ve bütün koşullarda yeterli ereksiyonun sağlamasını beklemek cinsel bir mit olmaktan ileri gidemez. Fakat ereksiyon problemi sık tekrar eder, ısrarcı olursa ve cinsel birleşmeyi sık sık engellerse; bu durum tedavi gerektirir. İKTİDARSIZLIK – EMPOTANS Cinsel ilişki için gerekli sertliği başlatamama, sağlayamama veya devam ettirememe durumunda sertleşme bozukluğundan bahsedilebilir. Cinsel temas esnasında, cinsel istek duyulmasına karşın, erkek cinsel organının sertleşme bozukluklarına, yeterli veya kesinlikle sertleşmemesine iktidrasızlık, erektil disfonksiyon yada empotans denir. İktidarsızlık, cinsel isteksizlik değildir. Boşalma sorunlarından farklıdır. Ve erken boşalma veya kısırlıkla kesinlikle karıştırılmamalıdır. İktidarsız bir erkek orgazm ve baba olabilir. Cinsellik, hayatımızda üreme ve neslin devamının çok ötesinde kilit bir öneme sahiptir. Sosyal ilişkileri ve aile kurumunu bir arada tutan mutluluğun ana yapı taşıdır. Bu nedenle iktidarsızlık sadece bir kişinin sorunu değil karı kocanın ortak sorunu olarak algılanmalıdır. Araştırmalara göre empotans, 40-70 yaş arası erkeklerin %70 görülür ve yaşam kalitesini olumsuz olarak etkiler. Cinsel konularda araştırmaları ile bilinen Masters ve Johnson’na göre; cinsel ilişkilerin % 25'inde ereksiyonun sağlanmasında sürekli bir sorunun vardır. Penisin Anatomisi Anatomik olarak penisin içinde idrar yoluna paralel iki adet Corpora Cavernosa adı verilen süngersi silindirler vardır. Erkek cinsel açıdan uyarıldığında sinir sistemi penisi canlanması için uyarır. Penisin adelesi ve penise gelen atardamarları, süngersi silindirlerin içerisindeki sinüzoidleri kanla doldurmak için gevşerler. Bu da organın genişleme ve sertleşmesi ile ereksiyonu sağlar. Sinüzoidlere kanın dolmasıyla birlikte organ içersinde artan basınç ve gerilme venleri baskı altında alır ve bir nevi dolaşım engellenerek kan akımı ayarlanmış olur. Kan akımının bu şekilde ayarlanması ereksiyonun devamlılığını sağlar. Bu olayın meydana gelmesinde, beyin, omurilik, sinirler, kan damarları, penis düz kası ve hormonlar rol alır. Süngerimsi silindirlerin adeleleri beyin ve omurilikteki özel merkezler tarafından idare edilerek penisin ereksiyon ve gevşemesini sağlarlar. Bu merkezler cinsel temas, erotik uyarılar veya fantezilerden etkilenerek ereksiyonu sağlarken, endişe, güvensizlik, heyecanlanma, korku ve stresle de ereksiyonu olumsuz etkilerler. İktidarsızlığın Nedenleri *Stres, sürekli mesleki baskı, meslek ve aile yaşamında başarısızlık duygusu, eşler arasında sürekli yaşanan problemler, bedensel antipati ve kadının gebe kalmasından duyulan korku, başarısız olma korkusu, cinsellik hakkında yanlış bilgilenme veya keşfedilme, reddedilme, üzüntü vb. nedenlerden kaynaklanan anksiyete ve depresyon gibi ruhsal sıkıntılar, *Erken boşalma, orgazm bozuklukları ve cinsel istekte azalma, *Penisin atardamarlarına, toplardamarlarına, süngerimsi silindirlerine ve sinirsel yapılarına ait bozukluklar, *Aşırı sigara, alkol, eroin, esrar veya diğer uyuşturucu maddeler, *Akciğer, karaciğer, kalp, böbrek, sinir, arter veya venlerin kronik hastalıkları, ( Özellikle şeker hastalığı, yüksek tansiyon, arteryoskleroz veya damar sertliği, testesteron hormonundaki azalma vb. ) *Leğen kemiği veya omurgalardaki yaralanmalar, *Prostat, mesane veya rektum kanseri sebebi ile yapılan ameliyatlar, *Antidepresanlar, antihistamimikler, hipertansiyon ilaçları veya prostat kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, Durumun bütün açıklığı ile doktora anlatması teşhis ve tedavi için atılacak ilk adımdır. Orta yaş öncesi genellikle ruhsal nedenler, daha sonraki yaşlarda ise organik nedenler ve sağlıksız yaşam biçimleri nedenler arasında ağırlık kazanmaya başlar. İktidarsızlığın Tanısı *Ayrıntılı tıbbi ve cinsel hikaye, *Detaylı bir fiziksel muayene, *Laboratuvar testleri vb. İktidarsızlığın Tedavisi *Cinsel Terapi, *Sigara ve alkol alımı sınırlandırılması, *İlaç alışkanlıklarından kurtulma, *Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, *Egzersiz, *Sildenafil sitrat, yohimbin, apomorfin, trazodon vb. ilaç tedavileri, *Hormonal tedaviler, *İntauretral tedavi yani idrar yoluyla ilaç uygulanması, (MUSE) *Penis içi enjeksiyon, *Enjeksiyon tedavisi, *Cerrahi yöntemler, *Pompa tedavisi, *Penil protezler yani mutluluk çubukları, *VIP-Peptide gibi pankreas enzimleri, *Yulaf tentürü, Biberiye şarabı, Eğir kökü tentürü ve çayı, Ginseng kökünden elde edilen preparatlar gibi bitkisel karışımlar. Tedavi kişiden kişiye değişebilir. Tedaviye erkek ve eşi beraber katılmalıdır. İktidarsızlık Hakkında Bilinmeyenler *Cinsel terapide ereksiyon sorunlarını çözmede kullanılan cinsel egzersizler ve ev ödevleri öğretilirken, cinsel mitlere itibar edilmemesi, sağlıklı ve mutlu bir cinsel ilişkinin kalitesinin, penisin sertliğine veya uzunluğuna, orgazmların sayısına ve ilişkinin süresine bağlı olmadığı da anlatılır. Cinselliğin bir güç gösterisi olmadığı, cinsel birleşmenin bir görev gibi önceden belirlenmiş programlar içinde gerçekleştirilmesinin yanlışlığı ve eşlerin cinsel problemlerini korkmadan, utanç duymadan ve açık yüreklilikle konuşmaları üzerinde durulur. Çünkü cinsel birleşme her şey değildir. Ama cinsellik sevgiyle, şevkatle, saygıyla, aşk oyunlarıyla süslenip, zenginleştirilip sağlıklı, mutlu ve doyurucu bir cinsel yaşam yaratılabilir. *Güçsüz bir kalp ve sağlıksız bir dolaşım sistemi iktidarsızlığın oluşumunda başlıca etkenlerin başında geldiğinden egzersiz ve spor çok önemlidir. *Uykunun rüya dönemlerinde ereksiyon oluşur ve çoğunlukla sabah uyanıldığında bu durum devam eder. Eğer sabah sertleşmesi oluyorsa fiziksel bakımdan her hangi bir sorun yok demektir. *Yurtdışında olduğu gibi cinsel terapistler ülkemizde çok az bulunduğu için, ilk baş vurulması gereken kişi doktor olmalıdır. *Kalp damarları ile penis damarları aynı çaptadır yani 3 milimetre. Bu nedenle kalbi etkileyen tüm hastalıklarda penis de etkilenmektedir. *Penil renkli doppler ultrasonografi, tam kan sayımı, kan şekeri, kolesterol, trigliserid, testosteron, prolaktin, bilirubin, albumin, kreatinin ve diğer enzimler, idrar tahlili, bulbokavernöz reflekse bakılan nörolojik testler, penise özel bir takım ilaçların enjekte edilmesi, kavernozografi-kavernozometri, NPT testi yani uykuda penis sertleşmesinin ölçülmesi, uyku sırasında penis monitorizasyonu iktidarsızlıkta yapılan temel testler ve tetkiklerdir. *Yaşlanmaya paralel olarak iktidarsızlık sıklığı artar. PENİL RENKLİ DOPPLER 0-216-5218836 RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ LÜTFEN RANDEVU ALINIZ 0-216-5218836 PENİL EMPOTANS RENKLİ DOPPLER



http://www.goruntulememerkezi.com/
http://www.radistanbul.com/
http://www.ikinciduzey.com
http://radistanbul.blogspot.com


http://www.goruntulememerkezi.com/
http://www.radistanbul.com/
http://www.ikinciduzey.com
http://radistanbul.blogspot.com








İş ve eş sorunları, ekonomik sorunlar, ruhsal gerginlikler, yorgunluk, ilişkideki diğer problemler vb. nedenlerden dolayı her erkek hayatının bir döneminde ereksiyon yani sertleşme problemiyle karşılaşabilir. Bu doğal ve olağan bir durumdur. Çünkü her zaman ve bütün koşullarda yeterli ereksiyonun sağlamasını beklemek cinsel bir mit olmaktan ileri gidemez. Fakat ereksiyon problemi sık tekrar eder, ısrarcı olursa ve cinsel birleşmeyi sık sık engellerse; bu durum tedavi gerektirir. İKTİDARSIZLIK – EMPOTANS Cinsel ilişki için gerekli sertliği başlatamama, sağlayamama veya devam ettirememe durumunda sertleşme bozukluğundan bahsedilebilir. Cinsel temas esnasında, cinsel istek duyulmasına karşın, erkek cinsel organının sertleşme bozukluklarına, yeterli veya kesinlikle sertleşmemesine iktidrasızlık, erektil disfonksiyon yada empotans denir. İktidarsızlık, cinsel isteksizlik değildir. Boşalma sorunlarından farklıdır. Ve erken boşalma veya kısırlıkla kesinlikle karıştırılmamalıdır. İktidarsız bir erkek orgazm ve baba olabilir. Cinsellik, hayatımızda üreme ve neslin devamının çok ötesinde kilit bir öneme sahiptir. Sosyal ilişkileri ve aile kurumunu bir arada tutan mutluluğun ana yapı taşıdır. Bu nedenle iktidarsızlık sadece bir kişinin sorunu değil karı kocanın ortak sorunu olarak algılanmalıdır. Araştırmalara göre empotans, 40-70 yaş arası erkeklerin %70 görülür ve yaşam kalitesini olumsuz olarak etkiler. Cinsel konularda araştırmaları ile bilinen Masters ve Johnson’na göre; cinsel ilişkilerin % 25'inde ereksiyonun sağlanmasında sürekli bir sorunun vardır. Penisin Anatomisi Anatomik olarak penisin içinde idrar yoluna paralel iki adet Corpora Cavernosa adı verilen süngersi silindirler vardır. Erkek cinsel açıdan uyarıldığında sinir sistemi penisi canlanması için uyarır. Penisin adelesi ve penise gelen atardamarları, süngersi silindirlerin içerisindeki sinüzoidleri kanla doldurmak için gevşerler. Bu da organın genişleme ve sertleşmesi ile ereksiyonu sağlar. Sinüzoidlere kanın dolmasıyla birlikte organ içersinde artan basınç ve gerilme venleri baskı altında alır ve bir nevi dolaşım engellenerek kan akımı ayarlanmış olur. Kan akımının bu şekilde ayarlanması ereksiyonun devamlılığını sağlar. Bu olayın meydana gelmesinde, beyin, omurilik, sinirler, kan damarları, penis düz kası ve hormonlar rol alır. Süngerimsi silindirlerin adeleleri beyin ve omurilikteki özel merkezler tarafından idare edilerek penisin ereksiyon ve gevşemesini sağlarlar. Bu merkezler cinsel temas, erotik uyarılar veya fantezilerden etkilenerek ereksiyonu sağlarken, endişe, güvensizlik, heyecanlanma, korku ve stresle de ereksiyonu olumsuz etkilerler. İktidarsızlığın Nedenleri *Stres, sürekli mesleki baskı, meslek ve aile yaşamında başarısızlık duygusu, eşler arasında sürekli yaşanan problemler, bedensel antipati ve kadının gebe kalmasından duyulan korku, başarısız olma korkusu, cinsellik hakkında yanlış bilgilenme veya keşfedilme, reddedilme, üzüntü vb. nedenlerden kaynaklanan anksiyete ve depresyon gibi ruhsal sıkıntılar, *Erken boşalma, orgazm bozuklukları ve cinsel istekte azalma, *Penisin atardamarlarına, toplardamarlarına, süngerimsi silindirlerine ve sinirsel yapılarına ait bozukluklar, *Aşırı sigara, alkol, eroin, esrar veya diğer uyuşturucu maddeler, *Akciğer, karaciğer, kalp, böbrek, sinir, arter veya venlerin kronik hastalıkları, ( Özellikle şeker hastalığı, yüksek tansiyon, arteryoskleroz veya damar sertliği, testesteron hormonundaki azalma vb. ) *Leğen kemiği veya omurgalardaki yaralanmalar, *Prostat, mesane veya rektum kanseri sebebi ile yapılan ameliyatlar, *Antidepresanlar, antihistamimikler, hipertansiyon ilaçları veya prostat kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, Durumun bütün açıklığı ile doktora anlatması teşhis ve tedavi için atılacak ilk adımdır. Orta yaş öncesi genellikle ruhsal nedenler, daha sonraki yaşlarda ise organik nedenler ve sağlıksız yaşam biçimleri nedenler arasında ağırlık kazanmaya başlar. İktidarsızlığın Tanısı *Ayrıntılı tıbbi ve cinsel hikaye, *Detaylı bir fiziksel muayene, *Laboratuvar testleri vb. İktidarsızlığın Tedavisi *Cinsel Terapi, *Sigara ve alkol alımı sınırlandırılması, *İlaç alışkanlıklarından kurtulma, *Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, *Egzersiz, *Sildenafil sitrat, yohimbin, apomorfin, trazodon vb. ilaç tedavileri, *Hormonal tedaviler, *İntauretral tedavi yani idrar yoluyla ilaç uygulanması, (MUSE) *Penis içi enjeksiyon, *Enjeksiyon tedavisi, *Cerrahi yöntemler, *Pompa tedavisi, *Penil protezler yani mutluluk çubukları, *VIP-Peptide gibi pankreas enzimleri, *Yulaf tentürü, Biberiye şarabı, Eğir kökü tentürü ve çayı, Ginseng kökünden elde edilen preparatlar gibi bitkisel karışımlar. Tedavi kişiden kişiye değişebilir. Tedaviye erkek ve eşi beraber katılmalıdır. İktidarsızlık Hakkında Bilinmeyenler *Cinsel terapide ereksiyon sorunlarını çözmede kullanılan cinsel egzersizler ve ev ödevleri öğretilirken, cinsel mitlere itibar edilmemesi, sağlıklı ve mutlu bir cinsel ilişkinin kalitesinin, penisin sertliğine veya uzunluğuna, orgazmların sayısına ve ilişkinin süresine bağlı olmadığı da anlatılır. Cinselliğin bir güç gösterisi olmadığı, cinsel birleşmenin bir görev gibi önceden belirlenmiş programlar içinde gerçekleştirilmesinin yanlışlığı ve eşlerin cinsel problemlerini korkmadan, utanç duymadan ve açık yüreklilikle konuşmaları üzerinde durulur. Çünkü cinsel birleşme her şey değildir. Ama cinsellik sevgiyle, şevkatle, saygıyla, aşk oyunlarıyla süslenip, zenginleştirilip sağlıklı, mutlu ve doyurucu bir cinsel yaşam yaratılabilir. *Güçsüz bir kalp ve sağlıksız bir dolaşım sistemi iktidarsızlığın oluşumunda başlıca etkenlerin başında geldiğinden egzersiz ve spor çok önemlidir. *Uykunun rüya dönemlerinde ereksiyon oluşur ve çoğunlukla sabah uyanıldığında bu durum devam eder. Eğer sabah sertleşmesi oluyorsa fiziksel bakımdan her hangi bir sorun yok demektir. *Yurtdışında olduğu gibi cinsel terapistler ülkemizde çok az bulunduğu için, ilk baş vurulması gereken kişi doktor olmalıdır. *Kalp damarları ile penis damarları aynı çaptadır yani 3 milimetre. Bu nedenle kalbi etkileyen tüm hastalıklarda penis de etkilenmektedir. *Penil renkli doppler ultrasonografi, tam kan sayımı, kan şekeri, kolesterol, trigliserid, testosteron, prolaktin, bilirubin, albumin, kreatinin ve diğer enzimler, idrar tahlili, bulbokavernöz reflekse bakılan nörolojik testler, penise özel bir takım ilaçların enjekte edilmesi, kavernozografi-kavernozometri, NPT testi yani uykuda penis sertleşmesinin ölçülmesi, uyku sırasında penis monitorizasyonu iktidarsızlıkta yapılan temel testler ve tetkiklerdir. *Yaşlanmaya paralel olarak iktidarsızlık sıklığı artar. PENİL RENKLİ DOPPLER 0-216-5218836 RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ LÜTFEN RANDEVU ALINIZ 0-216-5218836 PENİL EMPOTANS RENKLİ DOPPLER



http://www.goruntulememerkezi.com/
http://www.radistanbul.com/
http://www.ikinciduzey.com
http://radistanbul.blogspot.com
10 Ocak 2011 PazartesiSağlıklı bir gebelik izleminin en önemli aşamalarından birisi de gelişmekte olan bebeğin tüm organ ve oluşumlarının detaylı bir şekilde incelendiği ikinci düzey ultrason incelemesidir. Bu incelemeye, ikinci trimester ultrasonografi taraması, ayrıntılı fetal inceleme, detaylı fetal anatomik inceleme gibi değişik isimler verilmektedir. Halk arasında ise renkli ultrason gibi yanlış bir isimlendirmesi de vardır.Detaylı ultrasonografi 18-24. haftalar arasında yapılabilir. Bu dönemde bebek ve organları yeterince büyümüştür ve daha iyi görüntü elde etmek için bebeğin çevresindeki su miktarı boldur. Bu dönemde yapılmasının bir başka nedeni de olası bir anomali saptanması durumunde gebeliğin sonlandırılması açısından çok geç kalınmış olmamasıdır. Merkezimizde de uygulama 20-22. haftalar arasında yapılmaktadır.Değerlendirmenin sağlıklı yapılabilmesi için teknik özellikleri üstün olan bir ultrason cihazının kullanılması uygun olur. Detaylı ultrasonografinin bu konuda özel eğitim almış kişiler tarafından yapılması idealdir. Detaylı ultrasonografinin amacı bebekte görülebilecek doğumsal kusurların tespit edilmesi ve bazı genetik hastalıklarda ortaya çıkabilecek olan anomalilerin saptanarak gerekirse ileri inceleme yapılmasıdır. Ancak teknolojideki tüm bu gelişmelere karşın en iyi cihazlar ve en tecrübeli uzmanlarn varlığında bile doğumsal kusurların ancak %70-80i fark edilebilir.Detaylı ultrasonografi nasıl yapılır ?Detaylı ultrasonografide; rahim yapısı, plasenta(bebek eşi) ve bebek sistematik bir şekilde gözden geçirilir. Anne adayı sırtüstü yatar pozisyonda karından bakılarak inceleme yapılır. İşlem yaklaşık 15-20 dakika kadar sürer. Bebeğin genel değerlendirilmesi ve rutin ölçümlerin ardından sırasıyla kafa, boyun, göğüs kafesi, kalp, karın, genital bölge ve kol ve bacaklar ve omurga detaylı olarak incelenir.Detaylı ultrasonografide nelere bakılır?1) Kafanın şekli, yapısı, çapı ve çevresi ölçülür.2) Kafa içi oluşumlar olan beyin boşlukları, koroid pleksus (choroid pleksus), orta beyin, arka çukurluk (posterior fossa), yan ventriküller incelenir ve bunların ölçümleri yapılır. Bebeğin beyinciği (cerebellum) beynin arka kısmında bir gözlük şeklinde görülür. Bu yapının uzunluğu genelde gebelik haftasının verir. Ventriküllerde genişleme ya da koroid pleksuslarda kist saptanması önemli olabilir.3) Yüzde bebeğin genel profili, burun kemiği, göz küreleri ve bunların arasındaki mesafeler incelenir. Bebeğin gözündeki lens ultrasonografide izlenir. 4) Boyunda herhangi bir kist ya da kitle olup olmadığı incelenir. Ense kalınlığı bu dönemde de genitik hastalıklar açısından ipucu verebilir. 5) Tüm omurga yukarıdan aşağı ve enine kesitlerde incelenerek bir açıklık olup olmadığı araştırılır. Tüm omurga enseden kuyruk sokumuna kadar incelenir. 6) Kalbin genel yapısı incelenir, atım hızı ve ritminde bir anormallik olup olmadığına bakılır. Karıncık ve kulakçıklar (ventrikül ve atriumlar) incelenir, içlerinde kitle ya da anormal bir görünüm olup olmadığı araştırılır. Karıncıklar ya da kulakçıklar arasında delik olup olmadığına bakılır. Kalpten çıkan ana atardamar olan aort ile kirli kanı akciğerlere taşıyan ana damarların yapısı incelenir 7) Göğüs kafesinin yapısı ve şekli incelenir, akciğerler ve diyaframın normal görünüp görünmediği kontrol edilir. 8) Mide, karaciğer, böbrekler, mesane, karın duvarı, göbek kordonunun bebeğe girdiği bölge ve damarların bebeğe girdikten sonraki seyri incelenir ve karın çevresi ölçülür. Ayrıca barsakların ultrasondaki görüntüsü de genetik hastalıklar açısından fikir verebilir. 9) Kollar ve bacaklar Kol ve bacaklardaki tüm kemikler ölçülür. Bunlar kolda omuz ile dirsek arasındaki humerus, dirsek ile el bileği arasındaki radius ve ulna kemikleri ile kalça ve diz arasındaki femur ile diz ve ayak bileği arasındaki tibia ve fibula kemikleridir. El ve ayakların yapısı incelenerek sayı ve şekil bozukluğu olup olmadığı araştırılır. Örneğin elde küçük parmağın ortasındaki kemiğin bulunmaması Down sendromu lehine yorumlanır. Detaylı ultrasonografide temel olarak pekçok major anomali saptanabilir ancak tüm anomalilerin %100 kesinlikle saptanması mümkün değildir.Bebeğin gelişiminin ultrason ile değerlendirilmesi bazı faktörlere bağlıdır. Bunlar arasında en önemlileri annenin vücut ağırlığı ve yağ miktarı ile bebeğin rahim içindeki duruş şeklidir. Ayrıca amniyon sıvısının miktarı da ultrason incelemesinin kalitesini etkiler. Bazı durumlarda bebeğin duruşu belirli bölgelerin incelenmesine olanak tanımayabilir. Bu durum hamilelerin yaklaşık %10-15inde ortaya çıkmaktadır.Genel olarak anomalilerin yarısından fazlası ultrasonografi ile tespit edilebilmektedir. Buna göre detaylı ultrasonografi bulgularının normal olması bebeğin kesinlikle sağlıklı olduğunu garanti etmez. DETAYLI İKİNCİ DÜZEY RENKLİ AYRINTILI USG 0-216-5218836 RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ


http://www.goruntulememerkezi.com/
http://www.radistanbul.com/
http://www.ikinciduzey.com
http://radistanbul.blogspot.com
ULTRASONOGRAFİ TETKİKLERİ RENKLİ DOPPLER USG = RDUS
ÜST ABDOMEN USG ULTRASONOGRAFİ KAROTİS VERTEBRAL ARTERLER RENKLİ DOPPLER USG
ALT ABDOMEN USG
ULTRASONOGRAFİ HER İKİ ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
TÜM ABDOMEN USG
ULTRASONOGRAFİ HER İKİ ALT EKSTREMİTE ARTER RENKLİ DOPPLER USG
JİNEKOLOJİK ULTRASONOGRAFİ SAĞ ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
FOLİKÜLOMETRİ USG SOL ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
TİROİD USG SAĞ ALT EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
HEPATOBİLİYER SİSTEMLER USG SAĞ ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
TRANSREKTAL USG SOL ALT EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
TRANSVAGİNAL USG SOL ALT EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
ORBİTA US HER İKİ ÜST EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
PENİL USG HER İKİ ÜST EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
KALÇA USG SAĞ ÜST EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
PELVİK USG SAĞ ÜST EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
YUMUŞAK DOKU USG SOL ÜST EKSTREMİTE VENÖZ RENKLİ DOPPLER USG
BOYUN USG SOL ÜST EKSTREMİTE ARTERYEL RENKLİ DOPPLER USG
PAROTİS GLAND USG BİLATERAL ALT EKSTREMİTE AV SİSTEM RENKLİ DOPPLER USG
SUBMANDİBULER GLAND USG BİLATERAL ÜST EKSTREMİTE ARTERYOVENÖZ (A-V) RENKLİ DOPPLER USG
MEME USG BİLATERAL PROSTAT RDUS
MEME USG SAĞ MEME RDUS
MEME USG SOL JİNEKOLOJİK RDUS
ÜRİNER SİSTEM USG TRANSVAGİNAL RDUS
SKROTAL USG TRANSREKTAL RDUS
4D OBSTETRİK RENAL ARTER RDUS
3D OBSTETRİK RENAL VEN RDUS
OBSTETRİK USG RUTİN MESENTER ARTER RDU
TORAKS USG PORTAL SİSTEM RDUS
YÜZEYEL USG OBSTETRİK RDUS
SUPRAPUBİK USG 4D OBSTETRİK USG
SAFRA YOLLARI USG 3D OBSTETRİK USG
AYRINTILI RENAL USG SKROTAL RDUS
DİJİTAL PANORAMİK RÖNTGEN PENİL RDUSG RENKLİ DOPPLER
DİJİTAL SEFALOMETRİK RÖNTGEN II. DÜZEY OBSTETRİK
AYRINTILI DETAYLI OBSTETRİK USG
MAMMOGRAFİ MAMOGRAFİ KİTLE LEZYONU RENKLİ DOPPLER RDUS
KEMİK ERİME TESTİ BMD OSTEODANSİTOMETRİ ORBİTA RDUS RENKLİ DOPPLER


0-216-5218836